Çarşamba, Nisan 30, 2014

The National Curriculum in England

Merhaba:

Başlıktan da anlaşılacağı üzere İngiliz Ulusal Öğretim Programı'nın Bilgisayar program çıktılarının tanımlandığı web adresine bakınca
 

National curriculum in England: computing programmes of study

öğrencilerden ilk 4 dönemde sahip olması gereken becerileri sıralıyor (yukarıdaki bağlantı), burada bilgi vermesi açısından;

Key Stage (Dönem)
Yaş
Süre
0
3–4
1 yıl
1
4-7
yıl
2
7–11
yıl
3
11–14
yıl
4
14–16
yıl
5
16–18
yıl

yazının giriş cümlesi "Purpose of study: A high-quality computing education equips pupils to use computational thinking and creativity to understand and change the world" doğru söze ne denir. Türkçe meali ise "Yüksek kaliteli Bilgisayar eğitiminin bireyleri dünyayı anlama ve dönüştürmede sayısal düşünme (computational Thinking) ve yaratıcılık becerileriyle donatır" denilmektedir. Yazının devamında ise bu becerilere sahip olmanın diğer doğal ve yapay sistemlere hakim olmada önemli rol oynadığından bahsediliyor. Asıl ilginç olan nokta ise öğrencilik dönemlerinin sonunda öğrencilerden beklenilenler :-( 

Key stage 1 (4-7 Yaşlar)
Pupils should be taught to:
  • understand what algorithms are, how they are implemented as programs on digital devices, and that programs execute by following precise and unambiguous instructions
  • create and debug simple programs
  • use logical reasoning to predict the behaviour of simple programs
  • use technology purposefully to create, organise, store, manipulate and retrieve digital content
  • recognise common uses of information technology beyond school
  • use technology safely and respectfully, keeping personal information private; identify where to go for help and support when they have concerns about content or contact on the internet or other online technologies
Key stage 2 (7-11 Yaşlar)
Pupils should be taught to:
  • design, write and debug programs that accomplish specific goals, including controlling or simulating physical systems; solve problems by decomposing them into smaller parts
  • use sequence, selection, and repetition in programs; work with variables and various forms of input and output
  • use logical reasoning to explain how some simple algorithms work and to detect and correct errors in algorithms and programs
  • understand computer networks, including the internet; how they can provide multiple services, such as the World Wide Web, and the opportunities they offer for communication and collaboration
  • use search technologies effectively, appreciate how results are selected and ranked, and be discerning in evaluating digital content
  • select, use and combine a variety of software (including internet services) on a range of digital devices to design and create a range of programs, systems and content that accomplish given goals, including collecting, analysing, evaluating and presenting data and information
  • use technology safely, respectfully and responsibly; recognise acceptable/unacceptable behaviour; identify a range of ways to report concerns about content and contact
Kırmızıyla boyadığı yerleri görüşlerinize sunuyorum, bizdeki öğretim programlarını göz önüne aldığımızda 2006 yılında yapılan ve sonra uygulamadan kaldırılan Bilişim Teknolojileri 1-8 programını hatırlamadan edemiyorum. 

İşe bu çerçevede bakınca yukarıdaki bilgi, beceri ve turumları kazandırma ancak bu konuda eğitim almış "Bilgisayar Öğretmenleri" aracılığıyla gerçekleşitirlebilir demek çok yanlış olmaz. Umarım, bir gün bu gerçeği farkedenlerin sayısı etmeyenlere erişebilir.

Saygılarımla,
M. Yaşar Özden


Salı, Nisan 22, 2014

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümlerinin Başlangıcı?

Merhaba:
En son katıldığım iki toplantıda bu konu gündeme geldi ve dinlediğim kadarıyla sunuyu yapanlar hep şu cümleyi özenle söylediler "bu konuşma bu alanda kendi oluşturduğum bilgilere dayanmaktadır". Bu konuşmaların birincisinde herhangi bir yorumda bulunmadım fakat ikincisinde hatırladıklarımı ekleme ihtiyacı duydum. Aslında, 3. Ulusal BÖTE Öğrenci Kurultayı, 16-17 Mayıs 2009 tarihlerinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Meşelik Kampüsü içerisinde gerçekleştirilmişti ve orada bu konuda bir konuşma yapmıştım. Kurultaydaki sunumuma BÖTE'lerin dünü, bugünü, yarını? bağlantısından erişilelebiliyor. Bu sunumda BÖTE'lerin hangi şartlar altında kurulduğu konusundaki bildiklerimi paylaşmıştım. 

Şekil 1.
Aslında hikaye IBM tarafından piyasaya sürülen XT (8088) ve AT (80286) makinaların Türkiye'de Milli Eğitim bakanlığı tarafından kullanılmaya başlamasıyla 80'li yıllarda Formatör Öğretmen Eğitimleri ile başladı aşağıdaki 2 şekilde bu programlardan bir  örnek verilmektedir  




Şekil 2.
Şekil 3.
açıklama olarak;


BDE'DE FORMATÖR ÖĞRETMEN EĞİTİMİ KURS PROGRAMI

Bu kursun genel amacı: Okullarda bilgisayar laboratuvarlarının düzenli ve verimli bir şekilde işletilmesi, diğer öğretmenlerin eğitimde bilgisayar kullanımı konusunda yetiştirilmeleri ve okulun bilgisayar hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli bilgi, beceri, ve tutumlara sahip formatör öğretmenleri yetiştirmektir. 

Bu kursların süresi ve içeriği zamanla çok değişti ihtiyac üzerine önce genel bilgilerin verildiği 1. Tekamül kurslarına katıldı öğretmenler bunu geçenler 2. Tekamül kurslarında daha ileri Bilgisayar bilgisinin verildiği kurslara katıldılar. Şekil 4'te 1. Tekamül kursu sonrası verilen bir belgeyi göstermektedir (1993). 


Şekil 4.

Bir yandan Formatör Öğretmen eğitimi sürerken bir yandan da okullardaki bilgisayar dersini verecek öğretmen ihtiyacı ortaya çıkmaya başlayınca ilk olarak 1994-1995 öğretim yılından başlamak üzere Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü bünyesinde üniversiteye kadar olan okulların müfredatlarına girmeye başlayan "Bilgisayar" derslerini verecek öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere "Bilgisayar Öğretmenliği" anabilim dalı kuruldu. Aşağıdaki şekilde (Şekil 5.) aynı dönemde öğretim üyesi olduğum bu Fakültede "Eğitim Teknolojileri Laboratuvarının" kurulması amacıya yapmış olduğum başvurunun gerekçe kısmı verilmektedir. 

Şekil 5. 

Bilgisayar Öğretmeni ihtiyacı sadece bu anabilim dalı ile karşılanamayacağı çok kısa zamanda anlaşıldı ve bu anabilim dalı Yüksek Öğretim Kurulu tarafından yürütülen "National Education Development Project" (Milli Eğitimi Geliştirme Projesi) çerçevesinde gerçekleştirilen yeniden yapılandırma sonrasında 1997 yılında bölüm olarak yeniden şekillendirildi ve ilki gene Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde "Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi" ismiyle öğrenci kabülüne başladı. Benim BÖTE'lerle olan bağlantım bölümler kurulduktan sonra Türkiye'de kurulan ilk bölümde bölüm başkanı olarak görev yapmaya başlamamla gerçekleşti. İlk kuruluş aşamasında Fen Bilimleri Bölümünde görev yapan arkadaşlardan Hasan Karaaslan, Soner Yıldırım, Zahide Yıldırım, Ömer Delialioğlu, Miraç banu Gündoğan daha sonra bu bölüme geçtiler. NEDP projesi çerçevesinde birçok öğrenci bu bölümlere öğretim üyesi olmak üzere yurtdışına gönderildiler (Cengiz S. Aşkun, Kürşat Çağıltay aklıma gelenler)
1994-1995 öğretim yılında "Bilgisayar Öğretmenliği" bölümlerine giren öğrencilerde bu bölümlere intibak ettirilerek bu bölümlerden 1998 yılından itibaren mezun olmaya başladılar. Facebook'ta CEIT2000 grubu bu şekilde başlayan ve mezun olan  öğrencilerin oluşturduğu bir gurup olarak paylaşımına devam etmektedir.

Bölümlerin lisans programlarının kurulmasını daha sonra Yüksek Lisans ve Doktora programının açılması takip etti. Bölüm başkanı olarak BÖTE'lerin bu programlarının ilk anabilim başkanı olma şansını yakalamış oldum (Şekil 6, Şekil 7).

Şekil 6.

Şekil 7.

ODTÜ'deki ilk bölümün kurulmasını diğer üniversitler takip ettiler ve bir süre sonra ortaya öğretim üyesi açığı ve BÖTE programında okutulacak derslerin neler olacağı konusunda bir ihtiyaç belirdi. Bunun üzerine Yüksek Öğretim Kurulu kararıyla bu ihtiyacı gidermek amacıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından bir Sertifika Programının (EĞİTEN II, IDE_AS (Internet'e Dayalı Eğitim Asenkron, Senkron) Internet Explorer'la izlenmesi tavsiye edilir) düzenlenmesine karar verildi. Şekil 8.


Şekil 8.
6 dersten oluşan bu program tipik harmanlanmış bir program örneği olarak sunuldu. Değişik üniversitelerden gelen katılımcılar (50'den fazla bugün değişik üniversitelerde Profesör olarak görev yapan o dönemin genç akademisyenleri) 12 gün süreyle daha sonra Internet üzerinden alacakları derslerin tanıtım programına katıldılar ve daha sonra bir dönem dersler Internet üzerinden gerçekleştirildi. İkinci dönem başında gene 12 gün süreyle yüzyüze bir eğitimden sonra tekrar kalan üç ders Inernet üzerinden katılımcılara sunuldu. 


Şekil 9.
Bu programda yer alan dersler

1. Dönem

  • Eğitimde Bilgi Teknolojileri
  • İşletim Sistemleri
  • Bilgisayar Ağları

2. Dönem

  • Yazarlık Dilleri (PC) 
  • Yazarlık Dilleri (WWW) 
  • Öğretim Teknolojileri


Ders programından ve kapsamından da anlaşılacağı üzere program daha fazla "Bilgisayar ya da ICT" konusunda bilgi ve beceri kazandırmaya yönelik olarak tasarlanmış ve uygulanmıştı.





Bilgisayar öğretmeni olur mu? tartışmaları proje çerçevesinde ya da diğer kaynaklardan yurtdışına giden akademisyenlerin özellikle A.B.D'de doktora yapanların orada "Bilgisayar Öğretimi/Eğitimi" konusunda Lisans öncesi/sonrası programlarının olmaması sonucunda bunun yerine Öğretim Teknolojisi, Eğitim Teknolojisi, Öğretim tasarımı v.b. anabilim dallarından eğitim/öğretimlerini tamamlayıp yurda dönmesinden sonra giderek artan oranda tartışılmaya başlandı. Bu aslında sorunun çok yeni olmasından kaynaklanan bir durumdu, nedenine gelince bu bölümler ülkemizde çok uzun yıllar önce Ankara Üniversitesi'nde sayın Cevat Alkan tarafından temelleri atılan "Eğitim Teknolojisi" anabilim dalının varlığıyla ilgi değildi. Sorun doğrudan üniversite seviyesine kadar "Bilgisayar" konusunda gereken bilgi, beceri ve tutumların öğrencilere kazandırılmasında rol oynayacak öğretmenlerin nasıl yetiştirileceğinden kaynaklanıyordu. Aslında sorun hala aynı sıcaklığını koruyor, aşağıdaki şekilde Microsoft Türkiye eski başkanlarından Çağlayan Arkan tarafından kaleme alınan bir yazı.yer alıyor. Konusu "Türkiye Bilişimle kalkınıyor"  



Şekil 10. 
Aynı konuda, nisan 2009 yılında ülkemizi ziyaret eden MS başkan yardımcısı Steve Ballmer'da küçük yaşta Bill Gates olmak isteyenlere yardım edeceğini söylüyordu (Şekil 11.)

Şekil 11.
Bu yıl çok şiddetli olarak tartışılan PISA 2012'de yüksek yaratıcı problem çözme becerilerine sahip çoçukların bilgisayar becerilerinin de yüksek olduğu söyleniyor. Bu ve buna benzer sonuçlar TIMSS 2007, TIMSS 2011, PISA 2009 sonuçlarında da vurgulanıyor. İşin kötüsü hızlı başladığımız bu yarışta yavaş yavaş geri kalmaya başlıyoruz. Nedenine gelince "Digital Divide" olarak adlandırılan ve sadece sahip olmanın konuşulduğu bir durumdan PISA 2009 sonuçlarında da değinilen ve benimde bu rapordan önce korkularımı paylaştığım "Digital Divide" "İkinci yarılma" bütün şiddetiyle bizi de içine alıyor. Bu ikinci yarılma sahip olma değil teknolojiyi üretme amaçlarıyla kullanmayı öne çıkarıyor ve bunu öğrenenlerle öğrenemeyenler arasındaki uçuruma işaret ediyor. 21. yüzyılın çoçukları mutlaka "Algorithmic Thinking" ve "Computational Thinking" (Bilgisayarca Düşünme) becerilerine sahip olmalılar. Bu çoçuklara bu beceriler bu konularda alan bilgisini teknoloji kullanarak öğretme bilgisine (TPACK) sahip öğretmenler tarafından verilmelidir. Bu öğremenler "Bilgisayar" öğretmnleridir ve bunları yetiştirecek olan bölümlerde başlangıçta bu amaçla kurulan BÖTE'lerden başka bir yer olamaz. Bu yazıyı yazarken de olduğu gibi  hep aklımda bu sorun nasıl çözülür diye düşünmeden edemiyorum, galiba FATİH projesini değerlendirme için ERG raporunda yer alan şu cümle en doğru yorum gibi "Yetişkinler hazır değil". 


Saygılarımla,
M. Yaşar Özden



Çarşamba, Nisan 16, 2014

F@TİH Projesi Üzerine Görüşler!....

Merhaba:

F@TİH projesi üzerine değişik zamanlarda yazılar yazmışım;

Gözümüz aydın F@TİH geliyor....

PISA (Programme for International Student Assessment) 2009 ICT Sonuçları
(FATİHa Projesi)

PISA, ICT 2009 Sonuçları Üzerine Görüşler... !
(unutmadan 2012'de olanları önceden yazmıştım galiba o sonuçları önceden bilmişim, yakında bu konuda bir yazı yazacağım)


En son ERG'nin (Eğitim Reformu Girişimi) katkılarıyla hazırlanan "Fatih projesi eğitimde dönüşüm için bir fırsat olabilir mi? politika analizi ve önerileri" raporunu okuyunca benim de aklımda şu cümle kaldı "Yetişkinler hazır değil". Hemen aklıma da Ingilizlerin kullandığı bir söz geldi "good morning after supper" ya da Türkçe olarak "uyanda balığa çıkalım mı?" desem. başlangııcından itibaren bu tür projelerin başarısının insana bağlı olduğunu savunan bir akademisyen olarak yıllar önce söylediklerimin doğru çıkması sadece bana profesör fıkralarını anımsatıyor "söylediklerin doğru ama işe yaramıyor" :-) 

PISA, ICT 2009 Sonuçları Üzerine Görüşler... ! yazısında vurgu yaptığım ".... a second digital divide...." konusu aslında  bu başarısız sonuçlar nedeniyle ileride daha fazla canımızı yakacak gibi görünüyor. Neyse ki, bu tür durumları açıklamak için epeyce yabancı ve yerli kökenli deyim mevcut :-)

Ne diyeyim, "nerem doğru ki"

"Teknoloji Enstolasyonu, Teknoloji Entegrasyonu demek değildir."

"Bütün Teknolojilerin Aklı Onu Kullanan İnsanın Aklıyla Sınırlıdır"

Saygılarımla,

M. Yaşar Özden 

Cumartesi, Nisan 05, 2014

Teknoloji Enstalasyonu mu? Teknoloji Entegrasyonu mu?

Ben ikincisinin doğru olduğunu düşünüyorum ama bugüne kadar hep birincisini yapıp ikincisinin olduğunu zannettik. :-)