Perşembe, Ekim 21, 2010

Yorum Yapmak İsteyenlerden Rica..

merhaba:
yorum yapan/yapacak olan arkadaşlardan bir ricam olacak, lütfen kişi haklarına saygılı, ve küfür içermeyen şeklide yazacak olursanız bilgilerimizi paylaşabiliriz.
"Bilgi paylaştıkça büyür" ama küfür için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

saygılarımla
M. Yaşar Özden

Çarşamba, Ekim 20, 2010

Neden Bilgisayar Öğretmeni Olur?

Merhaba: 

Geçenlerde katıldığım bir toplantıda katılımcılardan birisi benim "Bilgisayar Öğretmeni" bu ülke için çok önemlidir ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir an önce ilköğretim ve Lise programlarında gerekli ve yeterli Bilişim eğitimini vermek üzere gerekli düzenlemeleri yapmalıdır önermeme katılmadığını söyleyip bu görüşünü 

"Dünyanın neresinde bir araç için öğretmen yetiştiriliyor, siz hiç cep telefonu öğretmeni yetiştirildiğini gördünüz mü" deyince ne yapacağımı şaşırdım bu yüksek bilgi seviyesi karşısında. 

Hemen düşünmeye başladım doğru etrafta "Çamaşır makinası öğretmeni, tebeşir öğretmeni ve silgi öğretmeni...." yoktu, ama aklım gene de karışıktı, nedenine gelince bu saydığım araçların hiç birisinin mühendisliği ve bilimi de yoktu. :-) örneğin, tebeşir mühendisi yoktu ama Bilgisayar Mühendisi/liği vardı, 

Silgi Bilimi/leri yoktu ama Bilgisayar Bilimi/leri vardı. Biraz daha araştırınca, bu yıl ÖSYM tarafından yayınlanan bir tabloda (TABLO 4) 4 yıllık lisans programları arasında içinde bilgisayar (bir araç) kelimesi geçen tam 337 adet program buldum. 

Bu bana çok ilginç geldi bir araç için 337 değişik 4 yıllık program açılmış ve 12313 kontenjan ayrılmış. :-) demek ki, 12313 kişi bir araç ismi verilen bölümlerde okumak için gelecek. :-) 

Bu bilgilerin ışığında, mühendisi, bilimi olan aracın öğretmeni de gerekir dersem çok mu? abartmış olurum. 

Saygılarımla, 

M. Yaşar Özden

Pazar, Ağustos 15, 2010

BÖTE'leri ilgilendiren çok önemli gelişmeler peşpeşe geliyor

merhaba:
Bu aralar BÖTE'leri ilgilendiren çok önemli gelişmeler peşpeşe geliyor, bir yandan çağın insanlarının Bilgi ve İletişim Teknolojilerini bilmelerinin çok önemli olduğu söylenirken bir yandan da Temel Eğitim Okullarında bu eğitimi verecek olan öğretmen adaylarının yetiştirildiği bölümlerle ilgili anlaşılması zor kararlar alınmaya çalışılıyor. Örneğin;
Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı tarafından 20 Temmuz 2010 tarih 3496 sayılı yazı ile Eğitim Fakültesi Bulunan Tüm Rektörlüklere gönderilen yazıda Öğretmen Yetiştirme Türk Milli Komitesi’nden gelen “taslak görüş” ilgili birimlerin değerlendirmesine açılmıştır. Adı geçen taslakta, Eğitim Fakültelerinin İlköğretime Öğretmen yetiştiren programlarının yer aldığı bölüm ve anabilim dalları yeniden sınıflandırılmakta, bu bağlamda "Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı", İlköğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümü altında gösterilmektedir.
Bu yazıya cevap oluşturulurken, bölüm mezunlarının en çok görev aldığı Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki beklentilere baktığımızda, Talim Terbiye Kurulu tarafından alınan ve sayın Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu imzalı 07/07/2009 Tarih ve 80 Sayılı Kurul Kararında (http://ttkb.meb.gov.tr/duyurular/80/80_kk.pdf) “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Öğretmen Olarak Atanacakların Atamalarına Esas Olan Alanlar ile Mezun Oldukları Yükseköğretim Programları ve Aylık Karşılığı Okutacakları Derslere İlişkin Esaslar” (http://ttkb.meb.gov.tr/duyurular/80/80_esaslar.pdf) ile eki çizelgede;
"MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN ÇİZELGE" (http://ttkb.meb.gov.tr/duyurular/80/80_cizelge.pdf)
SIRA
NO
ATAMASINA ESAS OLAN ALAN MEZUN OLDUĞU YÜKSEK ÖĞRETİM PROGRAMI AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAĞI DERSLER
8Bilişim
Teknolojileri
1. Bilgisayar Öğretmenliği
2. Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği
3. Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği
4. Elektronik ve Bilgisayar Öğretmenliği
5. Bilgisayar Mühendisliği (*)
6. Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği (*)
7. Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği (*)
8. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri
Öğretmenliği (**)
9. Matematik-Bilgisayar Bölümü (*) (**)
10. İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri (*) (**)
11. Bilgisayar Teknolojisi Bölümü/Bilgisayar Teknolojisi
ve Bilişim Sistemleri Bölümü (*) (**)
12. Bilgi Teknolojileri (*) (**)
(**) Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarına Atanamazlar.
Bilgisayar
Mikroişlemciler
Lojik
Veri Tabanı
Bilgi Teknolojileri I - II
Bilim ve Teknoloji
Bilgi ve İletişim Teknolojisi
Bilişim Teknolojileri
Küreselleşen Toplumda İletişim Teknolojileri
Bilişim Teknolojileri Alanının;
• Bilgisayar Teknik Servisi
• Ağ İşletmenliği
• Web Programcılığı
• Veri Tabanı Programcılığı
Dallarının alan ortak ve dal dersleri
Diğer alanların Bilişim Teknolojileri Alanına ait
alan ortak/dal dersleri ve modülleri

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümlerinden mezun olacak öğretmen adaylarının aylık karşılığı olarak okutacağı derslerden anlaşılacağı üzere bu öğretmen adaylarının sadece ilköğretim seviyesindeki derslere girmedikleri açıkca görülmektedir. Dolayısıyla, BÖTE bölümlerinin İlköğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümü altında bir anabilim dalına indirgenmesi durumunda yukarıdaki ders içerikleriyle İlköğretim programının ders içerikleri misyon ve vizyon olarak çelişecektir. Aslında bu yapılmak istenen 1998'deki yeniden yapılanma olmadan önceki yapıya çok benzemekle birlikte çelişkilerle doludur. "Bilgisayar öğretmeni" ihtiyacının ortaya çıkmasıyla birlikte 1993-1994 öğretim yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Eğitimi bölümü altında "Bilgisayar Öğretmenliği" anabilim dalı öğretime başlamıştı. o dönemlerde bu bölüm orta ve lise seviyesindeki kurumlara alan öğretmeni yetiştiriyordu. Dolayısıyla, "Bilgisayar Öğretmenliği" programının anabilim dalı olarak orada olması bu mantığa göre daha doğru bir yaklaşım olarak kabul edilebilir. Fakat, yeni yapılmak istenen değişimin nasıl bir mantığa dayandığını anlamak çok mümkün görünmüyor. ne diyeyim, öneriyi yapanların mutlaka bir bildikleri vardır :-). Unutmadan, bu yazıya cevap olarak yazın ortasında bir haftalık bir süre verilmesine rağmen BÖTE bölümlerinin çoğundan olumsuz görüş bildirildiğini sizlerle paylaşmak isterim.
saygılarımla,
M. Yaşar Özden,

Perşembe, Ağustos 12, 2010

ortaöğretimde geçişkenliğe olanak tanıyan, bilişim teknolojilerini ve en az bir yabancı dili iyi öğreten sistemlerin tercih edildiğini belirtti.

merhaba:
11 Ağustos 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi köşe yazarlarından sayın Mehmet Y. Yılmaz'ın yazısından aşağıdaki alıntıyı sizlerle paylaşmak isterim..

Ortaöğretimde geçişkenlik isteniyor:
"MİLLİ Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun “Bizim işimiz sanayiye ara eleman yetiştirmek değildir” anlamındaki sözlerini eleştirmiştim.
Dün Nimet Çubukçu ile konuştum. Çubukçu, dünyada sanayiye istihdam odaklı meslek eğitiminin artık terk edildiğini söyledi.“Sanayiye istihdam odaklı mesleki eğitim çağı yakalayamaz” dedi. Artık ortaöğretimde geçişkenliğe olanak tanıyan, bilişim teknolojilerini ve en az bir yabancı dili iyi öğreten sistemlerin tercih edildiğini belirtti......

bu yazıyı görünce Milli Eğitim Bakanlığı'nda hayra alamet bir değişim oluyor galiba diyerek sayın Yılmaz'a aşağıdaki maili gönderdim:


Merhaba:
Bugunku yazinizda Milli Egitim Bakaniyla yaptiginiz gorusmeden bir alinti yapacagim;
------------------------------------------------------------------------------
….Artık ortaöğretimde geçişkenliğe olanak tanıyan, bilişim teknolojilerini ve en az bir yabancı dili iyi öğreten sistemlerin tercih edildiğini belirtti……
------------------------------------------------------------------------------
Eger bu ifade dogru ise; bizim 1-8 programinda yer alan Bilisim Teknolojileri dersimiz neden haftada 1 saat, secmeli ve kredisiz olarak ogrencilere veriliyor. Ders secmeli oldugu icin ogrenciler oyun oynamak icin aliyorlar, kredisi olmadigi icin ogretmeni takmiyorlar, yapilan sinavlarda (OKS, LGS vb) soru cikmadigi icin veliler tarafindan tercih edilmiyor. Bu yil icinde iki kez Ukrayna’ya gitme sansim oldu oradaki Bilgi ve Iletisim ogretimini inceleme sansim oldu, adamlar Ulusal Pedagoji Universitesi’nde (bizde Fakulte) bu ogretmenleri yetisitiriyorlar. 1-8’de zorunlu dersler var. 9-12 arasinda ise her yil 2 ders okutuluyor. Benzeri uygulamaya batida da rastlamak mumkun, A.B.D’de 9-12 arasinda Advanced Placement (AP) sinavinda Computer Science’ı secmek mumkun ve bu sinavdan alinan notlarla M.I.T’ye bile kayit yaptirilabiliyor. Bu sinava hazirlanmak icin ogrenci 9-12 arasinda secemeli olarak icinde JAVA programlama olan dersleri alabiliyor. Bizde 9-12 arasinda herhangi benzeri uygulama/ders olmadigi icin secmeli ya da zorunlu olarak almak mumkun degil. Tam bu noktada, biz ogrencilere bu sansi tanimadan yani ders almalarini saglamadan mi? Bilisim Teknolojileri bilen ve kullanan bireyler yetistirecegiz. Eger ders almadan oluyorsa nicin PISA, Trends in International Mathematics and Science Study (TIMSS) gibi sinavlarda basarisiz olmamiza ragmen hala ogrencilere fen ve matematik dersleri veriyoruz. Cok ugrasmamiza ragmen bir turlu istedigimiz basariyi elde edemedigimiz yabanci dili nicin israrla ders olarak ogretmeye calisiyoruz. Madem kendi kendine ogrenilebiliyor onlari da secmeli, 1 saat ve kredisiz yapalim ve ogrenciler kendi baslarinin caresine baksinlar tipki bilgi ve ilesim teknolojilerinde  yaptigimiz gibi.
Bence bu kadar cehalet anca egitimle mumkun olabilir diye dusunuyorum. eger ilgi gosterirseniz cok mutlu olacagiz.
Saygilarimla,
 
Prof. Dr. M. Yasar Ozden,
Egitim Fakultesi Dekani,
Orta Dogu Teknik Universitesi,
06531-Ankara
http://guide.ceit.metu.edu.tr/

Cumartesi, Ekim 24, 2009

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Ne Yapar?

Merhaba:
Geçenlerde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak çalıştığını söyleyen bir arkadaştan aşağıdaki maili aldım, sorduğu sorulara verdiğim yanıtları sizlerle paylaşmak isitiyorum.

-------------------------------------------------------------------------------
Merhaba Hocam;

Öncelikle sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. Ben Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği blümü mezunuyum. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda bilişim teknolojileri öğretmenliği yapmaktayım. Bizler mesleğimizle alakalı (özellikle branşımızla alakalı) onlarca sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Bizlerin öğretmen olup olmadğını anlamış değilim. Çünkü okullarda bizlerin gireceği ders saati kısıtlı. Dersimiz haftalık 1 veya 2 saat seçmeli olarak okutulmakta. Ders içeriği sadece word,excel,powerpoint ten oluşmaktadır. Ayrıca birkaç yıl sonra bu derslerin de kalkacağı söylenmekte çünkü her geçen yıl ders saati azaltılıoyor, sınav olayı kaldırılıyor ve daha bir çok neden... Sizler bu alana öğretmen yetiştiriyorsunuz. Bu alanın geleceği ile ilgili yeterli bilgiye sahip saygıdeğer hocalarımızsınız. Affınıza sığınarak size bir kaç soru sormak istiyorum.

1) Bilgisayar ve öğretim tek. öğretmenliği bölümünün avrupada karşılığı var mı? Eğer varsa bu bölümden mezun olanlar avrupada ne iş yaparlar?

2) Bu bölüm her geçen yıl yeni üniversitelere açılmakta ve öğrenci almakta. Fakat okullarda girebileceğimiz ders saatleri de paralalinde azalmakta. Bu bölümler neden açılıyor?

3) Bu bölümün çalışma alanları nedir? ve bu bölümün geleceği ne olacak?

4) Bizler gelecekte öğretmen olarak kalacak mıyız yoksa başka alanlarda mı değerlendirileceğiz?

İyi çalışmalar diler, teşekkür ederim.
-------------------------------------------------------------------------------

Birinci sorunuzdan baslayarak cevaplamaya çalışayım.
1) Bilgisayar ve öğretim tek. öğretmenliği bölümünün avrupada karşılığı var mı? Eğer varsa bu bölümden mezun olanlar avrupada ne iş yaparlar?
Konuyu sadece Avrupa diye sınırlarsak doğrudan birebir örnek bulamayabiliriz, bunun yerine örneklemi büyütüp dünyaya bakalım derim. Doğu Avrupa’da bu tür bölümler var ve tam da bizdeki beklentinin karşılğı olan dersleri veriyorlar. Amerika Birleşik Devlet’lerinin liselerinde aşağıda isimleri verilen dersler “Computer Science Teacher” diye adlandırılan kişiler tarafından verilmekte ve bu işin düzgün bir çerçevede yapılabilmesi için “Computer Science Teacher Association” adlı kuruluş müfredat geliştirmekte ve nasıl uygulanabileceği konusunda çalışmalarına devam etmektedirler. Bu kısa özetten sonra, Bilgisayar Öğretmeni diye adlandırabileceğimiz bu öğretmenlerle ilgili olarak Talim Terbiye Kurulu’nun yayınladığı 119 nolu karara baktığımızda bütün öğretmenlikleri içeren uzun bir liste içerisinden ben “Bilgisayar Öğretmenleri”ni ilgilendiren kısmı aldım. 3 nolu başlıkta kimlerin Bilgisayar Öğretmeni olarak atanabileceği ve atandıkları zaman okutacakları dersler tabloda (Tablo 1) belirtilmektedir.


Tablo 1. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEK ÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN ÇİZELGE


(*) Bakanlık ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) iş birliği ile açılan / açılacak olan Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans ya da Pedagojik Formasyon Programını başarı ile tamamlayanlar.
Bu Esaslar eki çizelgenin 2,5,7,9,10,11,12,13,17,18,19,20,21,25,26,27,
28,29,31,32,33,34,35,36,37,39,43,44,45,47,51,53,54,60,61,62,63,66 ve 67nci sıra nolu bölümleri, Mesleki Eğitim ve ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi projesi (MEGEP) kapsamında uygulamaya konulan programlardan önce Mesleki ve Teknik Öğretim okul ve kurumlarında öğrenimlerine devam eden öğrencilerin mezun olmasından sonra yürürlükten kalkar.

2) Bu bölüm her geçen yıl yeni üniversitelere açılmakta ve öğrenci almakta. Fakat okullarda girebileceğimiz ders saatleri de paralalinde azalmakta. Bu bölümler neden açılıyor?

Bu tespitinize bende katılıyorum. Bu yıl “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” program olarak 74 sayısına ulaşmış durumda. Bunların 10 tanesi ikinci öğretim, 14 tanesi burslu program ve 1 tanesi de bu açılan uzaktan eğitim programı. Toplam kontenjan olarak 3020 sayısına ulaşılmış durumda. Bölüm sayısındaki artış doğrudan bölüm mezunların iş bulma olanaklarıyla açıklanabileceği gibi, toplumda bu konuda açık olduğu fikrinin hala hafızalarda olduğu şeklinde de açıklanabilir. Tam bu noktada, bölümleri açanlar, bu bölümlere gidip kayıt yaptıranlar ile bu öğretmenlerin atamasını yapanların aynı resmi gördüklerinden emin değilim. Ders saatlerinin azalmasının ya da derslerin kaldırılmasının gerekçesini tam olarak bilemediğim için o konuda yorum yapamayacağım. Ama, bu bölümleri ilk kurulduğu dönemlerden bu yana bu alanda çalışan bir kişi olarak ben hala 1998 yılında bu bölümlerin açılmasına hatta 1993 yılında ilk olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü altında “Bilgisayar Öğretmenliği” olarak açılan anabilimdalının açılmasına neden olan koşulların aynı önemde var olduğuna inanıyorum. Bölümlerin açılmasına neden olan sorun ilköğretim ve liselerimizde görev yapan öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin teknolojiyi özellikle de bilgisayarla ilgili teknolojileri yeterince bilmedikleri düşüncesinden yola çıkılarak o dönemde diğer meslek dallarında görev yapan öğretmenlere yaz aylarında düzenlenen kurslar araclığıyla bu beceriler kazandırılmaya çalışılmış bu kursları bitirenlere de Formatör öğretmen sertifikası verilmeye başlanmıştı. Bu eğitimler 1998 yılına kadar devam etti, o yıl bilgisayar öğretmelerini yetiştirmek üzere YÖK tarafından gerçekleştirilen “Eğitim Fakülteleri’nin Yeniden Yapılandırılması” sırasında “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümleri” kuruldu. O tarihten itibaren de sayıları heryıl artarak bugüne gelindi. Günümüzde bu ihtiyaç halen devam etmesine rağmen anlaşılamaz bir nedenle temel eğitim seviyesindeki okullarda öğrencilerin bu teknolojileri öğreneceği dersler 1. ve 8. seviyesindeki dersin haftalık saati bire indirilirken dersin kredisi sıfırlandı ve ders seçmeli hale getirildi. 9-12. Sınıflar arasında ise bilgisayar ya da onunla ilgili teknolojiler konusunda herhangi bir ders ne yazık ki bulunmamaktadır. Daha önceleri ismi bilgisayar olan ders ise proje dersine dönüştürülerek bir anlamda içi boşaltılmış oldu. Bütün bu gelişmeler ülke olarak yeni nesilleri bu teknolojiler konusunda ne kadar donanımlı yetiştirmek istediğimizi anlatmak için yeterli olacaktır.
3) Bu bölümün çalışma alanları nedir? ve bu bölümün geleceği ne olacak?
Bölümler kurulurken düşünülen çalışma alanları bölüm isminde birleştirilerek konulmuştu. Yani, bu bölümler alan olarak “Bilgisayar Öğretmenliği” ve ”Öğretim Teknolojileri” konusunda lisans sev iyesinde temel bilgileri almış kişileri yetiştirmek amacıyla kurulmuştu. Bu alan bilgilerine sahip bireylere ihtiyaç sürdükçe bu bölümler de öğrenci yetiştirmeye, araştırma yapmaya devam edeceklerdir.

4) Bizler gelecekte öğretmen olarak kalacak mıyız yoksa başka alanlarda mı değerlendirileceğiz?
Aslında bu soru bir önceki sorularla doğrudan ilgili ihtiyaç sürdüğü sürece bir değişim olacağını düşünmüyorum. Şu an eğitim sistemindeki derin uyku halinin yakın bir gelecekte değişeceğini ve insanların “İkinci Sayısal Yarılmanın” farkına varacağını ve aradaki farkın kapanmasında anahtar rolü oynayacak “Bilgisayar Öğretmeni” yetiştiren bu bölümlere gereken önemi vermeye başlayacağını düşünüyorum.
Son söz olarak, bu farkındalığın oluştuğu dönemde asıl eksikliğin 9-12 sınıflar arasında okuyan öğrencilere hitap edecek bir müfredatın yokluğu oluşturacaktır. Bu konu, problemin ortaya çıkmasıyla belirmeye başladı ve ne yazık ki günümüze kadar bu konuda herhangi bir çözüm önerisi oluşturulamadı. Şu an 1-8. Sınıflar için hazırlanan ve 2006 yılında Talim Terbiye Kurulu tarafından kabul edilen bir müfredat bulunmakta. Fakat, 9-12. Sınıflar için bilinen ve uygulanan bir müfredat ne yazık ki yok. Daha önceki yıllarda 1. Sınıftan başlayarak lise son sınıfa kadar okutulmaya çalışılan ve kendini tekrar eden bilgisayar alfabesi olarak kabul edilebilecek (okur-yazarlık için biraz hafif kalıyor) ders içerikleriyle (ofis programlarının öğretimi) günümüzün insan ihtiyaçlarını karşılamak ne yazık ki mümkün değildi ve olmadı da. Şimdi acilen yapılması gereken günün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Bilgisayar/Teknoloji okur yazarlığını yeniden tanımlayıp buna uygun olarak hazırlanacak müfredatların kullanımıyla 9-12 sınıf programlarını yeniden düzenlemek gerekmektedir. Yoksa, kaçan trenin ardından bakmanın kader olduğu bu güzel ülkede tekrar trenler kaçırmaya devam edeceğimizi söylemek için kahin olmaya gerek yok.

“Bütün Teknolojilerin Aklı Onu Kullanan İnsan’ın Aklıyla Sınırlıdır”

Saygılarımla,


Prof. Dr. M. Yasar Ozden,
Bilgisayar ve Ogretim Teknolojileri Egitimi Bolumu,
Orta Dogu Teknik Universitesi,
06531-Ankara
http://guide.ceit.metu.edu.tr

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Sayısal Yarılma, İkinci Kırılma


Merhaba:

Ülkemizde Temel Eğitimin 1-12 sınıflar düzeyinde verilen Bilgisayar dersi ve bu dersi okullarda okutmak üzere yetiştirilen "Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi" bölümü mezunlarını doğrudan ilgilendiren "Bilgisayar Dersi" konusunda Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı uygulama konusundaki görüşlerimi aktarmak üzere Milliyet Gazetesi yazarı sayın Abbas Güçlü ‘ye aşağıdaki maili gönderdim, umarım bu soruna gereken ilginin gösterilmesi konusunda bizlere yardımcı olurlar....
------------------------------------------------------------------------------------------

Sayın Güçlü:

Üniversitelerle ilgili yazılarınızı ilgiyle okuyorum. Üniversitelerin durumlarının tartışıldığı bugünlerde gözlerden kaçan bir nokta ileride başımıza çok büyük sorunlar açacağı kaygısını taşıdığım için sizinle paylaşma ihtiyacı duydum ve bu epostayı size göndermeye karar verdim. Günümüzde TE12 (K12) okullarında okutulan ya da okutulması bence gerekli olan Bilgisayar derslerinin 1-8. Sınıflarının müfredat çalışmalarını hazırlayan gurubun içeresinde yer aldım. (Bkz.
http://ttkb.meb.gov.tr/ogretmen/modules.php?name=Downloads&d_op=viewdownload&cid=74 ) (programı ayrıca ekte gönderiyorum). Program hazırlandıktan sonra Talim Terbiye Kurulunda görüşüldü ve kabul edilerek uygulamaya konuldu. Bu yeni programın eski programla kıyaslaması konusunda değişik üniversitelerde yüksek lisans seviyesinde çalışmalar yapıldı. 

Bunlara geçmeden önce, programın kabulünden sonra uygulamada yapılan bazı değişikliklerden söz etmem gerekecek. Öncelikle ders zorunlu olmaktan çıkarıldı, seçmeli hale getirildi, haftalık ders saati 1 saate indirildi ve dersin kredisi sıfırlandı. Bu durumda da bu dersler artık öğrenciler için geçme/kalma zorunluluğu olmayan, veli için herhangi bir sınavda sorusu çıkmayacağı için alınmasının zaman kaybından başka bir önemi olmayan dersler haline getirildi.

Bu uygulamanın MEB acısından iki faydası oldu? Ders seçmeli olunca alan öğrenci sayısı azaldı, bunun sonucunda Öğretmen ihtiyacı azaldı, dersin yapılması için gerekli olan donanım alimi/yenilenmesi, internet bağlantısı ve bunu kullanacak öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri gibi yükler MEB’in elde ettiği ikinci basari olarak basari hanelerine yazıldı. Öğretmen ihtiyacı azalınca da öğretim üyesi olduğum ve kuruluşları aşamasında katkım olduğunu övünerek söyleyebileceğim "Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi" Bölümlerinden mezun olan öğretmen adayları okullarda Formatör öğretmen olarak görevlendirilmeye başlandı. Bu bolümler 1998 yılında kuruldukları günden itibaren sayıları her yıl artarak 63 bölüm olarak gecen yılki ÖSYM kılavuzlarında yer almışlardı. Bu yıl da sayının artacağını düşünüyorum. Yıllık olarak yaklaşık 2500 civarında mezun vermekte olduklarını biliyorum. Bu bölümlerden mezun olan öğretmen adayları konusunda geçenlerde Newsweek dergisinde bir yazı yayınlandı (İş-Bulmada-Kim-Daha-Şanslı-Newsweek-araştırması) . Konuyu dağıtmamak için mezunları ne kadar şanslı olduklarını bir kenara bırakıp devam etmek istiyorum.

Formatör öğretmen kavramı 1990’larda MEB’in okullarda bilgisayar bilen öğretmen sayısını artırmak amacıyla kullandığı bir kavramdı. 1992-1998 yılları arasında ben de hem eğitici ve hem de yönetici olarak ODTÜ’ye MEB aracılığıyla gelen değişik branş öğretmenlerine uygulanan hem Formatör ve hemdeTekâmül kurslarında görev almıştım. Bu kurslarda değişik branşlardan gelen öğretmenlere yazılım ve donanım konularında yaklaşık iki ay suren 200-300 saatlik kurslar düzenleniyor ve sonucunda da Formatör Öğretmen sertifikası veriliyordu (Bilgisayar Formatörü). Bu öğretmenlerden beklenti ise, görev yerlerine gittiklerinde diğer öğretmenlere öğrendikleri bu bilgilerle teknolojiyi müfredata uydurmalarına yardımcı olmaları bekleniyordu. Yıllardır bu işin içinde olan bir kişi olarak bu modelin başarılı olduğunu söylemem çok zor. Geçici bir çözüm olarak 1990’larda bulunan bu yol daha sonra sanki gerçek çözüm buymuş gibi hala uygulanmaya çalışılıyor.

Bu yöntemde hedef kitle öğretmenler olduğu için halen görev başında olan öğretmenler için makul görünebilir. Ama, problemin asıl çözümü genelde Üniversiteler ve özelde ise Eğitim Fakültelerinde olmalı, eğer öğretmenler hizmet öncesi eğitimlerinde bu konularda yeterince eğitim/öğretim alabilecek olsalar daha sonra bu tür aspirin çözümlere gerek kalmaz. MEB ve YÖK’ün yapması gereken öğretmen yeterliklerini belirledikten sonra bu yeterlikler arasında olmazsa olmaz olan "Bilgi ve İletişim Teknolojileri" kullanımı (ECDL değil, Word, Excel kullanımı değil bunlar sadece kullanıcı üretirler(tüketici) bunun yerine bu araçlarla üretim yapabilecek bilgilerle donanmış öğretmenler ancak teknolojiyi müfredata entegre edebilirler) konusunda standartları belirleyip buna uygun müfredat oluşturmaları ve bunu zorunlu hale getirmeleri gerekir. Bu konuda seçme sansımız yok diğer ülkelerle aramızdaki fark gittikçe açılıyor (sayısal yarılma, ikinci kirilma http://guide.ceit.metu.edu.tr/documents/digitalnatives_26_5_2004_files/frame.htm ). (http://guide.ceit.metu.edu.tr/ ).

Öğretmen konusunda söylemek istediklerimi bir yana bırakıp asıl önemli hedef kitleye bakmam gerekirse, zaman zaman övündüğümüz genç nesil, evet TE(Temel Eğitim)’in 1-12 yılları arasında bulunan genç kuşağın "Bilgi ve İletişim Teknolojileri" konusundaki eğitim/öğretimleri. Bu kuşaklar nasıl öğrenecekler bu teknolojileri, kimler onlara yardımcı olacak, hangi içerik ve bu içerik nasıl kullanılacak konuları önümüzdeki yılların sorunlarını oluşturacak gibi görünüyor. MEB’in şimdiki uygulaması, onların bu konuda bir kaygı taşımadığını, bu öğrencilerin bu teknolojileri kendi kendilerine öğrenebilecekleri yönünde görünüyor, çok ders almakla çok öğrenilemez özdeyişini çok seviyorlar. Dolayısıyla, zorunlu bir derse, ve öğretmene gerek yok sonucu ortaya çıkıyor ve bunu uyguluyorlar. Yukarıda bağlantısını verdiğim Sayısal Yarılma (Digital Divide, http://www.marcprensky.com/writing/Prensky%20-%20Digital%20Natives,%20Digital%20Immigrants%20-%20Part1.pdf ) günümüzün en önemli gerçeği.

İlgili yazıda Marc Prensky’in vurguladığı sayısal vatandaşlar artık ortama hakim olmaya başladılar ve ne yazık ki sayısal göçmen olmayan kişilerin belirlediği programlarla yarına hazırlanıyorlar. Yazıda geçen yarılma, donanım bazında sahip olmanın önemli olduğu vurgulamaktaydı ancak WEB 2.0’in gelmesiyle birlikte artık sadece kullanıcı olmak yetmiyor, üretici (sayısal üretici) olmak gerekiyor, bu ise öyle kendi kendine öğrenmeyle geçiştirilebilecek bir kavram değil. Günümüzde insanlar nasıl kendi kendilerine matematik, fizik, kimya, biyoloji öğrenmiyorlarsa/öğrenemiyorlarsa sayısal vatandaşların dünyasında üretici olmak da kendi kendine olamayacak bir durum.

Aslında, aklımın almadığı bir başka konu ise, yıllarca zorunlu olarak haftada saatlerce öğrettiğimizi zannettiğimiz yabancı dil, matematik ve fen konularında uluslararası sınavlardaki durumumuza baktığımızda bu gençlerimizi hiç eğitim vermeden sayısal üreticiler olarak kendilerinin çözüm bulmalarını beklemek? galiba ham hayalden öteye geçmez.  Eğer bu sayısal üreticilik işi kendiliğinden gerçekleşebiliyorsa hemen diğer alanlarda da aynı uygulamaya geçebiliriz!

MEB’in bu son uygulamasıyla bizim yeni nesillerimiz için de sayısal yarılma hızla devam ediyor olacak ve etkilerini de en fazla 10 yıl içinde görebileceğiz. MEB, şimdilik donanım yenile, öğretmenleri hazır hale getir, yeni donanım al baskılarından kurtulmuş olabilir, başka bir deyişle “Okullar olmadan Milli Eğitim’i çok iyi idare ediyor” görünebilirler, bu durumda kaybeden yeni nesiller ve bu Ülke olacaktır.

Yurt dışındaki okullara bakıldığında özellikle her durumda örnek verilen ABD’de (Benzeri yerleştirme sistemi Kanada ve İngiltere’de de var) bile TE-9-12 (K9-12) seviyelerinde AP (Advanced Placement) sınavlarında soru çıkan  "ICT" alanına yönelik  hazırlık için dersler yer  almaktadırlar. Eğer ICT konusundaki bu kavramlar/bilgiler kendi kendilerine öğrenilebiliyorsa niçin bu ülkeler öğrencilerine bu dersleri veriyorlar? ve üniversiteye yerleştirmede bir ölçüt olarak alabiliyorlar? Galiba biz onlardan daha akıllıyız? Öyleyse niçin uluslararası sınavlarda alınan sonuçlar bu savı desteklemiyor?

Yakın bir gelecekte bu "ICT" işi fen gibi, matematik gibi uluslararası sınavlarda bir bölüm olarak karşımıza çıkacak ve o zaman bizde yeniden bu dersleri programlarımıza koyup onlara yetişmeye çalışacağız. Tıpkı, Köy Enstitüleri örneğinde olduğu gibi Türk gibi başladığımız bir işi yüzümüze gözümüze bulaştırdıktan sonra tekrar düzletmeye çalışacağız.

Sayın Güçlü, umarım zamanınız olur ve bu yazıyı okuyabilirsiniz, çünkü, ikinci yarılmanın etkisi çok uzun süre bizi uğraştıracak.

Saygılarımla

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bolumu,
Orta Doğu Teknik Üniversitesi,
06531-Ankara


Pazar, Kasım 04, 2007

Siverlight, o ne ki?

MicroSoft tarafından geliştirilen birden fazla gözgezdirici tarafından (ie, firefox) ve birden fazla işletim sistemi tarafından desteklenen (Mac, Windows) bir eklenti olarak kullanabilecegimiz teknolojiyle neler yapabildiğimize ait Türkiye'deki ilk örneklere ; http://guide.ceit.metu.edu.tr/ adresinden erişilebilmektedir. Bu ilk örneklerden sonra Microsoft'un resmi Silverlight sitesine de Türkiye'den ilk örnek olarak eğitimde Silverlight kullanımını gösterebilecek bir örneği oluşturduk. ilgilenenler için adres; http://silverlight.net/showcase . Gelen sayfada "Geography" seçeneği etkinleştirildiğinde Türk Bayrağı tıklandığında örneğe ulaşmak mümkün olabilmektedir. Eğitimde kullanımını şu şekilde açıklamak mümkün olabilmektedir. Örneğin, birden fazla saat süren eğitimlerinizin olduğunu varsayalım, ve bu derslerin içinde de herhangi önemli bir ana gitmek istediğinizi düşünelim böyle durumlarda bu örnek Silverlight uygulaması bütün bu isteklere cevap verebilmektedir. Sayfa açıldığında, oynatıcının kontrol tuşlarının bulunduğu kısımda yer alan "Playlist" tuşuna tıkladığınızda seyretmekte olduğunuz konunun kaç dersten oluştuğunu görebileceğiniz pul resimlere ulaşabileceğiniz gibi oynayan filmin üst kısımlarına tıkladığınızda gelen pul resimler aracılığıyla izlediğiniz dersin değişik anlarına gitmek mümkün olabilmektedir. Umarım beğenirsiniz.
Saygılarımla
M. Yaşar Özden
4/11/2007

Pazar, Ekim 15, 2006

İlk Mesaj.

merhaba:
bu adresten bende birşeyleri sizlerle paylaşmaya başlayacağım.
saygılarımla

Prof. Dr. M. Yaşar Özden