Perşembe, Kasım 20, 2014

Bilgisayar Öğretmeni?

Merhaba:

Bilgisayar Öğretmeni konusunda en son yazdığım yazı 6 Ekim 2014 tarihinde bu güncede yazmışım; başlığı da "Avrupa Birliği’nde 11- 17 Ekim haftası, çocuklara ve gençlere bilgisayar programı yazmayı öğretme haftası (Code Week EU) ilan edildi" geçenlerde Bilişim Teknolojileri Eğitimcileri Derneğinden gelen bir mesajda Türkiye Bilişim Derneği tarafından yayınlanan Bilişim Dergisinde yer alan bir yazının bağlantısı veriliyor ve okumamız öneriliyordu, "Teknolojinin amaç olarak kullanımından çok araç olarak kullanımı" başlıklı yazıda Bilgisayar Öğretmenliği konusunda katılmadığım bir çok saptama yer alıyordu. Özellikle, yazının 60. sayfasında yer alan aşağıdaki paragraf çok ilginç;


Ben bu paragrafı ve yazının geri kalanı okuduğumda dünyada örneği olmayan Bilgisayar Öğretmeni ? ve Bilgisayar dersinin beyhude bir çaba olarak değerlendirildiğini anlıyorum, 



ve bu düşünceyi kesinlikle doğru bulmadığımı söylemek istiyorum. Ayrıca, aynı yazıda yer verilen bir saptamaya 


yaygınlaşma konusunda katılıyorum ama varılan sonuca yani ayrı derslerin, ayrı öğretmenlerin olmasının neden sonuç ilişkisi konusunda kafaların karışık olduğunu düşünüyorum. Bu derslerin ve Öğretmenlerinin sistemde olmasının amacının çağın öğrencilerine Algoritmik ve Bilgisayarca (Computational Thinking) düşünme bilgi, beceri ve tutumlarının kazandırılması olduğu için tam bu noktada Bilgisayar Öğretmenine karşı çıkanların bu becerilerin K12 öğrencilerine nasıl kazandırılacağı konusunda bir açıklama getirmelerinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Yazı bahsedilen "kompartmentalist" kelimesiyle açıklanmaya çalışılan düşünce eğer her kazandırılmak istenen bilgi, beceri, tutum için ayrı ders olmaz düşüncesi ise öğrencilerimize niçin fizik, kimya, biyoloji, matematik, yabancı dil vb. gibi ayrı ayrı dersler veriyoruz bunları da bir araya toplayalım tek bir ders? ya adı ne olacaksa onunla eğitelim!!!!! Nasıl ki isimlerini saydığımız dersleri öğrencileri hayata hazırlamak için veriyorsak ve sonunda hiçbir öğrencimizin kimyacı, fizikçi, matematikçi, yabancı dil uzmanı olmasını beklemiyorsak (Temel Eğitimin (K12'nin) böyle bir amacı yoktur) Bilgisayar dersinin amacıda yukarıda bahsettiğim amacının dışında bir amacı yoktur, bu çağın çocuklarının sahip olması gerek bu bilgi, beceri ve tutumlar  nasıl ki diğer alan isimlerinde olduğu okul öncesinden başlanarak bütün çocuklarımıza bu konularda yetişmiş ehil öğretmenler aracılığıyla kazandırılmalıdır. Değilse, sadece tüketim tabanlı bir eğitim sistemi içerisinde yetişen bireylerden ileride üretici olmalarını beklemek ham hayal bile değildir. Yazıda gözüme çarpan bir başka nokta ise bu alanda herkesin kendi amacı doğrultusunda yorum yapması ve bunun mutlak doğru olarak sunması;


Finlandiya örneklemesi doğru gibi düşünebilir  ama onların Öğretmen yetiştirme, müfredat konularına bakıldığında bizim için uygulanabilir, kullanılabilir bir örnek olmadığı örneğe iyi bakıldığında kolayca anlaşılabilir. Keşke, Finlandiya'nın yaptıkları bize örnek olabilse diye de istek tutulabilir. Kore örneğine gelince bu konuda Kore'de yaşayan ve doktorasını Amerika'da tamamlamış olan Dr. Woochun Jun'un yazısını paylaşarak sizlere bırakmak istiyorum;

Son olarak;


Bu paragrafta da gene kavram kargaşası var. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümlerinin kuruluş amacını daha önceki yazılarımda paylaşmıştım. Yukarıdaki alıntıda bu amacın ne olduğu konusunda kafaların hala karışık olduğu anlaşılıyor. Diğer branş öğretmenlerinin Bilişim Teknolojilerini derslerinde daha etkin kullanmaları için BÖTE bölümlerine gelmesi ve orada eğitim almaları konusunda şimdiki yapıda herhangi bir engel bulunmamaktadır. 

Dolayısıyla, bu konuda herhangi bir fazladan düzenlemeye gerek yoktur. Eğer, anlatılmak istenen diğer öğretmenlik programlarında Bilişim Teknolojileri kullanımı konusundaki eksiklerin tamamlanması ise bunun için BÖTE'lerin lisans programlarının kapanmasına gerek yoktur çünkü, bu programların misyon ve vizyonu farklıdır. 

Aslında, asıl söylemek istediklerimizi açık söyleyebilecek olursak galiba soruna daha kolay çözüm bulabiliriz. Bu çağın çocuklarının farklı becerilerle hayata hazırlanması gerekiyor, BÖTE bölümleri bu becerileri kazandırmak amacıyla kuruldu, bu ihtiyaç daha da artarak karşımızda duruyor her gün, ABD ve Avrupa kaynaklı çocuklarımıza kodlama öğretelim duyuruları yapılırken bu işe onlardan önce farkına varıp başlayan bir ülke olarak tıpkı "Köy Enstitülerinde" olduğu gibi Bilişim'in "Köy Enstitüleri" olan BÖTE bölümlerini aynı kadere terk etmeyelim. 

Bu fikirde olmayanlara önerim, buraları kapatmaktansa yolları ayıralım. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümlerinin isminde yer alan "VE"den öncesi ve sonrası lisans ve Yüksek Lisans olmak üzere ayrılabilir, ya da bunlar Bilgisayar Eğitimi ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü olarak yollarına devam edebilirler. 

Böylece, oldukları yerde olup mutlu olmayan arkadaşlar yollarına mutlu olacakları yeni bölümlerinde devam edebilirler. Gizli ajandalarını doğrudan söyleyemeyip hiç kabul etmedikleri bir bölümün içinde yer almaktan kurtulabilirler. Bu herkes için mutlu son olabilir. 

Evet BÖTE'lerin kuruluş amacı Bilgisayar Eğitimiydi, bu amaçla kuruldu ilk anabilim dalının adı da buydu. Mezunları Bilgisayar Öğretmeni olsun ve Temel Eğitimde görev alabilsinler diye düşünülmüştü. O dönemlerde bu konuda bölümlerde çalışacak öğretim üyesi olmadığı için Milli Eğitimi Geliştirme Projesi çerçevesinde birçok kişi yurtdışına gönderildi. Yurtiçinde bu bölümlerde görev alacak kişilere IDE_AS (Internete Dayalı Eğitim, Asenkron-Senkron ) projesi kapsamında 2 dönemlik, 6 dersten oluşan bir programla Bölümlerin tanıtımı yapıldı. Fakat, yurtdışına doktora yapmak için giden arkadaşlar gittikleri yerdeki programlarda gördüklerini dönüşte bu bölümlerde gerçekleştirmek istedikleri için bu noktaya kadar geldik. 

Evet, kuruluş amacı hala geçerli ve güncel Köy Enstitüsü tecrübesini BÖTE'lerde yaşamamak için bölüm mezunlarından ricam bölümünüze sahip çıkın, birlikte Bilgisayar Eğitimi (kuruluştaki ismi) olarak yolumuza birlikte olmak isteyen herkesle devam edelim. Bu fikirde olmayanlar ise biraz daha yaratıcı olup biz böyle düşünmüyoruz deyip, durup durup lisans programları kapatılsın demekten vazgeçip kendi yollarını çizsinler. Herkesin yolu açık olsun....

Saygılarımla

M. Yasar Ozden













Pazartesi, Ekim 06, 2014

Avrupa Birliği’nde 11- 17 Ekim haftası, çocuklara ve gençlere bilgisayar programı yazmayı öğretme haftası (Code Week EU) ilan edildi.

merhaba:
Dünya Gazetesinde Edip Emil ÖYMEN tarafından kaleme alınan "Çocuklar kod öğreniyor" başlıklı yazının ilk paragrafında "...Avrupa Birliği’nde 11- 17 Ekim haftası, çocuklara ve gençlere bilgisayar programı yazmayı öğretme haftası (Code Week EU) ilan edildi. Bu hafta, AB üyesi olmasa da Türkiye’ye de gayrıresmi olarak yansıyacak. Haftadan amaç, yazılımı, mümkün olduğu kadar genç yaşta, gelecek kuşağa tanıtmak. İlgisini çekmek. Denemeye teşvik etmek... " deniyor ve yazının devamında bu konuda yapılacak olanlar konusunda bilgi veriliyor. 

Aslında, bu konuda yazılanları görünce yıllardır boşuna uğraşmadığımı görüp biraz umutlanıyorum ama hala aynı yanlışların devam ettiğini görünce bu iyimser halim ne yazık ki devam edemiyor. 2009'dan itibaren bu konularda güncemde paylaştığım yazıları bütün halinde görebilmeniz için bir adres toparlama dökümanını paylaşacağım;


Neden Bilgisayar Öğretmeni Olur?

Neden Bilgisayar Öğretmeni Olmalıdır..

Teknolojik Formasyon? Ne olabilir ki?

Orta Gelir Tuzağı Kader mi?

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümlerinin Başlangıcı?

President Obama asks America to learn computer science (ben soyleyince olmuyor :-))


BÖTE Öğretmeni ? konusundaki kritik 4 soru
1) Bilgisayar ve öğretim tek. öğretmenliği bölümünün avrupada karşılığı var mı? Eğer varsa bu bölümden mezun olanlar avrupada ne iş yaparlar?

2) Bu bölüm her geçen yıl yeni üniversitelere açılmakta ve öğrenci almakta. Fakat okullarda girebileceğimiz ders saatleri de paralalinde azalmakta. Bu bölümler neden açılıyor?

3) Bu bölümün çalışma alanları nedir? ve bu bölümün geleceği ne olacak?

4) Bizler gelecekte öğretmen olarak kalacak mıyız yoksa başka alanlarda mı değerlendirileceğiz?
Sayısal Yarılma, İkinci Kırılma


Hepimizin Code Week EU'su hayırlı olsun. Bu vesileyle tekrar hatırlatmakta fayda var, gençlerimizin ve çoçuklarımızın hayata hazır olabilmeleri için 21. yüzyıl becerileri arasında yer alan Teknoloji Formasyona sahip olmaları vazgeçilemez bir beceri gurubudur. Bu beceriler ancak okulöncesinden başlayarak okullarımızda bu konuda yetişmiş öğretmenler tarafından kazandırılabilir. Ne kazandırılacak sorusunun cevabı ise; Algoritmik, Bilgisayarca düşünme (computational thinking) becerileridir. Bu becerilerle donatılmış gençler tüketici bilgisayar kullanıcıları olmaktan çıkıp üretici bireyler haline geleceklerdir.

Saygılarımla
M. Yaşar Özden



Pazartesi, Eylül 15, 2014

Ekonomide Yaptığımızı Eğitimde Yapamaz mıyız?

merhaba:
Soru çok basit "Ekonomide yaptığımızı Eğitimde yapamaz mıyız?" bu soruyu sormamın nedeni 12 Eylül 2014 tarihinde yayınlanan ve Enver Aysever'in sunduğu "Aykırı Sorular" programında "...Bir ülkede eğitim alanında yapılan reformların sonuçlarının en az 10 yılda karşılık bulacağını ... " söylemiştim. Programa birlikte katıldığım sayın Müge İplikçi bu cümlemi 15 Eylül 2014 tarhinde Vatan Gazetesinde yazmış olduğu yazıda tekrar vurgulamış. Evet, Eğitim alanında yapılan ve başarılı olmuş değişimler hep zaman almıştır. 

Bu veriyle yola başlayınca bizim içinde reçete, gerçekleştirilecek değişimler için yeteri kadar zamanı verecek çözümler üzerinde düşünmemizi ve uygulama başladıktan sonra sürekli olarak ölçmemizi ve değerlendirmemizi bu işlemlerin sonucunda eğer gerekiyorsa düzeltmeler yapmamızı söylüyor. Bu söylediğim şeyler çok da kolay değil. Ülkemizde Milli Eğitim konusunda yapılanlara bakınca yukarıda yazdıklarımın hayal bile edilemeyeceği bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. 

Bunun benzeri bir durum 90'lı yılların sonu 2000'lerin başına kadar ekonomi alanında aynen bir kadermiş gibi yıllarca ülke olarak bizleri rahatsız etti, ta ki Kemal Derviş'in gelip o meşhur değişim/dönüşümleri yapmasına kadar. Kemal Derviş'in başarısının arkasında o programın uygulamasına olanak sağlayan siyasi irade ve kararlılık vardı. Ekonomide o dönemde başlayan bu program hiç taviz verilmeden küçük değişimlerle günümüze kadar uygulandı. Bu programın eksileri ve artıları ekonomistler tarafından tartışılabilir ama başarısının arkasında kararlı bir siyasi irade olduğu konusunda galiba çok daha fazla destek bulunabilir. Ekonomi konusunda bu kadar kararlı olan son dönemki iktidar nedense aynı kararlılığı eğitim sistemimizde gösteremiyor. Sürekli olarak yapılan reformlar faydadan fazla zarar getiriyor. Bu cümlemi destekleyecek uluslararası birçok kaynak bulmak mümkün (PISA, TIMMS vb.) 

Eğitim, sadece çouklarımızın okula gitmesiyle sınırlı bir olgu değil, ekonomi de eğitimle doğrudan ilgili (Orta Gelir Tuzağı?). Çağın gereklerine göre yetişmiş insan gücünüz yoksa günümüzün dünyasında var olmak çok da kolay değil. Dolayısıyla, bu çağın bilgi ve beceriyle donanmış bireyleri yetiştirmek üzere Eğitim Sistemini yeniden yapılandırmamız ve bu değişim için gerekli zamanı vermeliyiz. 

Fakat ülkemizde Eğitim konusunda en önemli cümle galiba "Eğitim Şart". Eğitim ne yazık ki bunun ötesine geçemiyor. Bugün çıkan gazetelerde ana muhalefet partisiyle ilgili haberler yer alıyordu. 


Yukarıdaki resimde 16 çok değerli insanın resmi var, görevlerine baktığımda "Parti içi Eğitim" bile var ama ülkenin en önemli olması gereken konusu "Eğitim/Öğretim" konusunda kimse yok. Demek ki bu konu sorun değil herkes durumdan memnun ya da bir çözüm önerisi yok.
 
Son söz olarak, eğer yeni nesillerimizi bu çağın gereği olan alan bilgisi, meslek bilgisi, yanında iletişim becerilerine, ortak çalışma becerilerine sahip, yaratıcı düşünme becerileriyle donanmış, eleştirel düşünebilen, algoritmik problem becerilerine sahip, bilgisayarca düşünebilen (Computational Thinking) media ve bilişim teknolojilerine hakim üretici bireyler haline getiremezsek o meşhur tren gene kaçacak gibi. Bundan 50 yıl sonra babayiğitler aramak yerine bugünden  Eğitime gereken önemi vererek işe başlamakta ve kararla sürdürmekte fayda var.

Saygılarımla

M. Yaşar Özden



Cuma, Eylül 05, 2014

Türkiye'nin yumuşak karnı orta gelir tuzağı (Gila Benmayor, 5. Eylül 2014, Hürriyet)

Merhaba:

Bugünkü Hürriyet gazetesinde başlıktaki yazıyı okurken yıllardır yazdıklarım aklıma geldi. Son zamanlarda basında daha fazla yer bulmaya başlayan Orta Gelir Tuzağı konusu yazarın UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü Kamal Malhotra ile yaptığı söyleşide de gündeme geliyor ve  Malhotra'ya göre, Türkiye'nin önemli bir başka zayıf halkası "orta gelir tuzağı". "Kanımca orta gelir tuzağı Türkiye'de fazla tartışılmayan bir konu. Bunun ekonomistler tarafından da, akademik çevreler tarafından tartışılması, gündeme getirilmesi gerekir" diyor. Aynı yazıda, Malhotra'nın  Orta Gelir Tuzağı'yla ilgili tarifi ise şöyle: "Emek yoğun alanlarda rekabet gücünüz azalmıştır. Zira Vietnam, Bangladeş, Çin gibi ülkelerde işçilik daha ucuz. Katma değeri yüksek ürünlerde ise insan kaynağına, Ar-Ge, inovasyon gibi şeylere yeterince yatırım yapmamış olduğunuzdan rekabet gücünüz zayıftır. Yani üretim zincirinin en altı ile üstü arasında sıkışıp kalmışsınız". Türkiye'yle ilgili tespiti şöyle: "Yüksek katma değeri olan ürünlerin ihracatı aşağıya doğru bir eğilim gösteriyor. Oysa Orta Gelir Tuzağı'ndan ancak ihracatta yükseliş varsa çıkabilirsiniz". 


Aynı yazıdan devam edecek olursak Malhotra'ya göre, BRİCS ülkelerinin büyük çoğunluğunu Türkiye'den ayıran en büyük özelliklik Ar-Ge'ye yatırımları, yenilikçi ekonomi olmaları. "BRİCS derken Rusya'yı ayrı tutuyorum zira yenilikçi bir ekonomi değil ve daha fazla enerji gelirlerine yoğunlaşmış durumda" diyor. "Çin, Hindistan, Brezilya "Öğrenen Ekonomiler". Ar-Ge'ye önemli yatırım yapıyorlar. Güney Kore ve Singapur inovasyon ve Ar-Ge'ye yatırım yaptıkları için Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkabildiler" diye ekliyor. Şöyle devam ediyor: "Ali Babacan'ın önceki gün dikkat çektiği gibi Türkiye'de imalat sanayinin payı daha yukarı çıkmak zorunda. Babacan'ın alarm verici açıklamasını hükümetin anlaması gerek. Zira ekonominin tümü Orta Gelir Tuzağı'nda". Yazı, "Mesele 16. ekonomi olmak ya da 2023 yılında ilk 10 ekonomi arasına girmek değil. Önemli olan büyümenin kalitesi". 

Kısaca özetleyecek olursak "Orta Gelir Tuzağından"çıkmak için reçete basit, ucuz işçi yetiştiren ve bu yolla düşük katma değerli ürünler üretip satarak bunu başarmak mümkün değil. Yapmamız gereken ihracatımızı yüksek katma değerli ürünlerden oluşan bir hale çevirip artırarak bu sarmalı kırmak mümkün olabilir (Kamal Malhotra öyle demiş, ben söyleyince olmuyor). Peki bu nasıl olacak, dirayetli bir siyasi iktidar, sürünmek kader değil deyip, hergün reform yapacağımıza bir kere doğru düzgün bir iş yapalım ve 10 yıl süreyle devam ettirelim ve hem model ülke olalım, hem de bu sorunu ebediyen ortadan kaldıralım deyip 3M'yi (Müfredat, Metod ve Materyal) algoritmik düşünme becerilerini ve Bilgisayarca düşünme (Computational Thinking) becerilerine sahip bireylerin yetiştirilmesine uygun hale getirecek, buna uygun insan eğitimlerini yapılmasını sağlayacak ve bizde artık orta gelir tuzağından bir anı olarak bahseden bireylerden oluşan bir toplumda yaşıyor olacağız. Aslında, bu tür dönüşümlerin gerçekleşme(me)sinde en kritik nokta olan eğitilmiş insan gücü elimizin altında boş gözlerle bize bakıyor. 1998 yılından bu yana temel eğitim kurumlarında yukarıda bahsi geçen becerileri öğrencilere aktarmak için yetiştirilen Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü mezunları hemen işe hazır bekliyorlar. O zaman niye başlamıyoruz bu dönüşüme? bilen varsa anlatsın da hep birlikte öğrenelim. Temel Eğitiminin ana kazanımları olarak algoritmik düşünme becerileri ve Bilgisayarca düşünme (Computational Thinking) becerilerinin kazandırılmasına yönelik bir değişimi bu ülkede yapacak çok insan tanıyorum, yeterki isteyelim..

Saygılarımla
M. Yaşar Özden





Cumartesi, Ağustos 16, 2014

Neden Bilgisayar Öğretmeni Olmalıdır..

Merhaba:

20 Ekim 2010 tarihinde "Neden Bilgisayar Öğretmeni Olur" başlıklı bir yazı yazıp ÖSYM tarafından 2010 yılında yayınlanan TABLO 4 verilerinde bir araştırma yapmışım ve 
"...içinde bilgisayar (bir araç) kelimesi geçen tam 337 adet program buldum. bu bana çok ilginç geldi bir araç için 337 değişik 4 yıllık program açılmış ve 12313 kontenjan ayrılmış. :-) demek ki, 12313 kişi bir araç ismi verilen bölümlerde okumak için gelecek. :-)" demişim. Aradan 4 yıl geçtikten sonra durum ne olmuş diye baktığımda bu sefer gene kaynak olarak ÖSYM'nin 2014 TABLO 4'ünü kullandığımda, bu kez içerisinde bilgisayar kelimesi geçen 367 öğrenci alınan yere rastladım*. Kontenjan olarak baktığımda toplam kontenjan olarak 11.769 bildirilirken bunun 10.592 dolmuş, yani %90 doluluk oranına erişilmiş.
 
İşi bir adım ileriye götürüp sadece "Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri" olarak baktığımda 75 adet bu aramaya karşılık gelen yer bulunuyor bu yerler için 2999 kontenjan için 2787 başvuru olmuş ya da %92.93 doluluk oranına erişilmiş olarak görünüyor. Aslında, doluluk oranlarına Devlet ve Vakıf Üniversitelerini ayırarak baktığımda durum biraz daha ilginç görünüyor. Şöyle ki, Devlet Üniversitelerinde yer alan 45 program için ayrılan 2575 kontenjan %100 doluluk oranına erişirken Vakıf Üniversitelerinde açılan 10 program için açılan 424 kontenjanın ancak 212'si dolu görünmekte (%50). Vakıf Üniversitelerinde bursluluk oranı arttıkça doluluk oranlarında artış görülmekte. Aradan geçen 4 yıl içerisinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojisi programlarında saysal azalma görülse de kontenjan olarak hala 3000 civarında genç bu bölümlere kayıt yaptırmaya devam etmektedir. Geçen bu dört yıl boyunca hiç bir ümit verilmeyen bu gençler neden hala ısrarla bu bölümleri tercih etmeye devam etmektedirler. Temel Eğitim seviyesindeki okullarda verebilecek derslerinin olup olmadığından emin olmadan, atamalarda yeterince kontenjan verilip verilmeyeceği bilinmeden bu ısrar niye?

Ben bu gençlerin ısrarla "bilgisayar" diye özetleyebileceğimiz sihirli kelimenin (bazılarına göre araç onun için öğretmeni olmaz?) peşinden gittiklerini düşünüyorum. Aslında, bugünlerde hayal gibi görünen ya da bazılarına göre çocukların kendi kendilerine bile öğrenebildikleri onun için eğitim ve öğretimine ihtiyaç olmayan bu "bilgisayar" diye özetleyebileceğimiz beceriler önümüzdeki dönemin bir çok sorununun çözümünü içinde barındırıyor. 

Artık, temel okur yazarlık becerileri arasında "Programlama Okur Yazarlığı" (diğer okur yazarlık becerileriyle birlikte) yerini almış durumda, bu temel beceri için çocuklarımızın "Algoritmik ve Computational düşünme" becerilerine sahip olmaları gerekiyor. Bu beceriler çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak bütün temel eğitim kademelerinde düzenli olarak diğer temel okur yazarlık becerilerinde olduğu gibi zorunlu olarak verilmelidir. Bu yapılacak olursa, "Orta Gelir Tuzağı, kader olmaktan çıkar. Bu becerilere sahip bireylerin olduğu toplum sayısal tüketicilerin olduğu bir yapıdan sayısal tüketicilere sayısal tüketim ortamlarını üreten, yüksek katma değerli ihraç ürünlerini tasarlayıp üretebilen kısacası endüstri devriminin tüketicleri yerine sayısal üreticilerin toplum refahına ve gelişmesine katkı yaptığı bir yapıya dönüşür. Böylece, kaçan trenlerin arkasından bakmaktan kurtulabiliriz. Buraya kadar söylediklerimin yapılabilmesi ise kararlı ne istediğini bilen aynı çözüm kümesini kullanarak farklı sonuçların alınmasının hayal olduğunu kavramış politikalarla/politikacılarla mümkün olabilir. Bir mucize yapmak istiyorsak önce mucizenin nasıl gerçekleştirilebileceğine kafa yormamız gerekiyor. Günlük, aspirin çözümler günü kurtarır ama sonuç değişmez...

M. Yaşar Özden


Perşembe, Temmuz 31, 2014

*Orta Gelir Tuzağı Kader mi?

Merhaba:
Bugün CNNTürk Anahaber kuşağında FATİH Projesi ve Bilgisayar Öğretmelerinin ilişkisi konusunda yapılan bir haberin giriş kısmında konuya ilişkin olarak benim görüşlerim de yansıltıldı. Haberin toplam süresi 2 dakika 43 saniye olunca konunun tamamı gözden kaçıyor, izlemek için aşağıdaki bağlantıya bakabilirsiniz;



Haber verilen kısmı dışında epeyce şey söylemiştim Bilgisayar Öğretmenlerinin ne kadar önemli olduğu konusunda. Bunlar arasında tekrar vurgulamak istediğim nokta, ülkemizin uzun bir süredir Orta Gelir tuzağı denilen bir sarmalın içinde olduğu konusunda basında yazıların çıktığını biliyoruz. Bu konuda gene son günlerde hükümetin, ekonomiden sorumlu bakanlarından sayın Ali Babacan'ın da yorumları oldu. Artık TOKİ ve Tuble? yol yaparak büyümenin mümkün olmadığı, ihracatın miktar olarak artması yanında kalitesinin de yükseltilmesi gerektiği söylenir oldu. Kısacası, ekonomiyle ilgili semptomlar bizi bu sarmaldan çıkış için yeni yol ve yöntemler üzerinde hızlıca düşünmemiz, karar almamız ve uygulamamız konusunda zorlamaya başladı. Genelde, ülke olarak yumurta kapıya gelmeden düşünme becerimizi kullanamadığımız ve o tür durumlarda da aniden hiç bir değerlendirme yapmadan kararlar alıp uygulamaya koyduğumuz için ben tam o noktadan önce bir önerimi tekrarlamak istiyorum. Eğitim, aslında bizim ülkemizde hiç anlaşılmadığı kadar önemli bir iş. Aslında Cem Yılmaz'ın hakkını yememek gerekiyor onun vurguladığı anlamıyla "Eğitim Şart" ama bu şartı akşamları yemeklerden sonra mı? önce mi? alacağımız konusunda tam bir uzlaşma yok gibi :-). Bundan önce yazdığım yazıları tekrarlamak istemiyorum, çözüm 3M'yi (Müfredat, Metod ya da Materyal) değiştirerek gerçekleşmeyecek. Bu konuda epeyce tecrübe sahibi olduğumuzu söyleyebilirim. Yapılması gereken basit fakat bir zaman alacak bir iş. Kısaca söylemek gerekirse, Okul Sistemlerimizde Temel Eğitim seviyesindeki(1-12. sınıflar)  bütün öğrencilerimize ilk basamaktan başlayarak 21. yüzyılda bütün bireylerde olması gereken "Algoritmik" ve devamında ise "Computational" düşünme becerilerini kazandırmaya yönelik düzenlemeleri yapmak. Bu fikre hemen karşı çıkanlar olacaktır. Şu argümaları duyar gibiyim "bütün herkesi bilgisayarcı mı? yapacaksınız" keşke yapabilsek, nasıl ki ilköğretimden başlayarak öğretmeye çalıştığımız Fen ve Matematik dersleri sonucunda öğrencilerin çoğunluğu o kadar derse rağmen bilim adamı olmuyorlarsa, o kadar dil dersine rağmen sular seller gibi yabancı dil konuşmuyorlarsa Bilişim teknolojileri konusunda alıncak olan bu dersler sonunda da hepsi Bilgisayarcı olmayacaklardır. Fakat, bu derslerin olması içlerinden bu konuda ilerlemek isteyenlere, ya da 21. yüzyıl bireylerinde mutlaka olması gereken becerileri erken yaşlarda almalarına fırsat yaratacaktır. PISA 2012, Yaratıcı Problem çözme becerileri sonuçlarına baktığımızda 5-6. seviyede olan öğrenci yüzdesi %2.2 olarak görünüyordu, bu öğrencilerin 12 yıl boyunca bu tür bir eğitim programı içerisinde olmasının sonuçlarını düşünmek bile insanı heyecanlandırıyor. İşin, bu kısmını akılda tutup uygulama konusunda da bir kaç şey söylemek istiyorum. iyi bir eğitim öğretim bütün uluslararası büyük ölçekli sınavlarda görüldüğü üzere ancak nitelikli öğretmenler olduğunda gerçekleşebiliyor. Konumuza dönecek olursak Bilişim (Bilgi ve İletişim) teknolojilerinin öğretilmesinde konunun uzmanı öğretmenlerin varlığı çok önemli bir nokta olarak önümüze çıkmaktadır. Ülke olarak bu konuda çok şanslıyız eksiğimiz yok fazlamız var. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümlerinden her yıl 3000 civarı genç öğretmen mezun olmaktadır. Bugüne kadar mezun olanlar göz önüne alındığında bütün temel eğitim seviyeleri için değişik roller alabilecek yeteri sayıda nitelikli öğretmenimizin olduğunu söyleyebilirim. Tek eksiğimiz, mucize çözümlerle vakit harcayacağımıza bu eğitim/öğretim ordusunu göreve sürecek siyasi bir irade gibi görünmektedir. Artık, politikacılarımız biraz bu ülkenin insanına güvense ve bir el verse önümüzdeki 10 yıl içerisinde herkes bir Türk/Türkiye mucizesinden bahsetse ne kadar iyi olur.. :-)

Saygılarımla

M. Yaşar Özden


Orta gelir tuzağı nedir?
Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması haline orta gelir tuzağı denir. Orta gelir tuzağı bir ekonomide kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi  halini ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra durgunluk içine girilmesi durumunu özetleyen bir yaklaşımdır.   

Salı, Haziran 03, 2014

Dijital Hikaye Anlatma Yarışması? (DISTCO)

merhaba:
DISTCO (Digital Story Telling Organization) tarafından 2008 yılından itibaren K12 okullarında görev yapan öğretmen ve öğrenciler için Dijital Hikaye Anlatma konusunda düzenlenen yarışmanın bu yılki katılımcıları arasında Bahçeşehir Kolejlerinin 3 okulundan öğrencilerimiz de vardılar. 



Bu üç okulumuz Bahçeşehir İzmir, Edirne ve Istanbul'dan Florya kolejleri. Yarışmaya bu üç okuldan 5. sınıf öğrencileri grup olarak (Florya'dan iki grup) ya da bireysel olarak IPAD'lerini kullanarak oluşturdukları projelerle katıldılar. Aşağıda sertifika almaya hak kazanan öğrecilerimizin isimlerini ve okullarını görebilirsiniz.

DIGITAL STORYTELLING CONTEST (DISTCO) 


Winner
Grade Level
School
Eda Aktoz
5
International- Turkey, Bahcesehir Edirne College
Defne Sezer
5
International- Turkey, Bahcesehir Edirne College
Yagmur Buzcu
5
International- Turkey, Bahcesehir Edirne College
Ufuk Simsek
6
International- Turkey, Bahcesehir Edirne College
Bora Ugurlu,Ali Umur Oyman, Yusuf Efe, Bedirhan Celik, Murat Emir Aslanturk
5
International- Turkey, Bahcesehir Florya College
Asli Gokmen, Selin Aktas, Yagmur Damla Kizilaslan, Tacmin Tekin, Dogan Bender, Doga Sude Huner
5
International- Turkey, Bahcesehir Florya College
Defne Ertugrul
5
International- Turkey, Bahcesehir Izmir College
Sarp Topaloglu
5
International- Turkey, Bahcesehir Izmir College
Asli Aydin
5
International- Turkey, Bahcesehir Izmir College

Aslında, yarışma sadece Amerika Birleşik Devletleri'ndeki okullara yönelik olarak planlanmış olsa da öğrecilerimiz büyük bir başarı göstererek sertifika almaya hak kazandılar. Gönderilen projeler gerçekten çoçuklarımızın ne kadar yaratıcı olabileceklerini göstermesi açısından önemli, tam bu noktada bir örneği sizlerle paylaşmak için bağlantısını gönderiyorum;
Proje sahibi Defne Nihal Ertugrul, Projesi "The Environment", umarım sizde beğenirsiniz.

Eğer unutursam çok üzülürdüm, bu çoçukların öncelikle velilerini, okul yönetimlerini, öğretmenlerini ve bu yapının kurulup çalıştırılmasından sorumlu olan teknik destek grup üyelerini kutlarım.


Saygılarımla,
M. Yaşar Özden

Salı, Mayıs 27, 2014

BAKOgrenTabanlı Harmanlanmış Öğrenme Ortamları

merhaba:
10 Kasım 2013'te "Temel Eğitim 1 ve 5. Sınıf Öğrencileri Kendi Animasyonlarını Üretecekler" diye bir yazı yazmştım. Bu amaca ulaşmak için Öğretmenlerimize Toon Boom firması tarafından üretilen Flip Boom yazılımı eğitimi aldırmıştık. Bu dönem içerisinde Teknoloji Entegrasyonu nasıl yapılabilir sorunun cevabı olarak oluşturduğumuz WEB sitesi üzerinden "BAKÖğreN (Beş Adımda Kazanım Öğrenme Nesnesi) Tabanlı Harmanlanmış Öğrenme Ortamı Modelini kullanarak Bahçeşehir Koleji 5. Sınıf öğrencilerimizin katılımıyla Erezyon konusunda bir ders oluşturduk; (Burak Gençay, Erdem Çıplak ve Yankı Çelik'e çok teşekkürler). Öğrenciler siteye kendi kullanıcı bilgileriyle girdiklerinde her bir kazanım için oluşturulan ders örneğine ulaşabiliyorlar. İlk sekmeden "Genel Bilgi" hangi kazanım verilecekse onunla ilgili bilgi alabiliyorlar


Kazanımı gören öğrenciler, sınıfa gelmeden önce sitedeki "Konu Anlatımı" sekmesinde yer alan videoyu izleyerek konu hakkında bilgi alabiliyorlar ve derse hazır olarak geliyorlar.


Sınıf ortamında dersle ilgili bilgileri pekiştirilmesi için öğrencilerden konu anlatımı ve tartışmasından sonra "Uygulama" sekmesi altında yer alan animasyonları izlemeleri isteniyor.



ve son olarak "Değerlendirme" sekmesinde izledikleri animasyonların benzerlerini yapmaları isteniyor.



Aşağıdaki videoda bizim 5. sınıf öğrencilerini kendilerine verilen 10 dakikalık sürede bu animasyonlarını nasıl ürettiklerini göreceksiniz. Öğrenciler muhteşem, galiba "Yetişkinler hazır değil" tezi bu uygulamada da bir kez daha görülebiliyor. 



Alanyazında, Teknoloji Entegrasyonu konusunda çok söz bulunabliyor ama bu örnekte olduğu doğrudan teknolojinin öğretim ortamlarına bütünleşmesi örnekleri az. Burada paylaşılan örnekte; Flipped Classroom, Inverted Classroom (bunları Blended Learning kavramının alt kümeleri olarak görebiliriz) stratejileri, doğrudan müfredatla entegre olarak harmanlanmış öğrenme ortamlarında kullanılmıştır.

Dersin tamamını izlemek istiyorsanız;



BAKOgreN Tabanlı daha fazla örnek görmek için "GUIDE"a bakabilirsiniz..

Saygılarımla,

M. Yaşar Özden





Pazartesi, Mayıs 12, 2014

"PISA 2012 Sonuçları: Yaratıcı Problem Çözme Becerileri" Raporundan benim anladıklarım?


"Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez" A. Einstein

Son günlerde dinlediğim birçok PISA 2012 rapor sunumunda Türkiye'nin durumundan hiçte iyi bahsedilmediğini söylecek olursam genel eğilimin dışında bir gerçekten bahsetmiş olmayacağım. Bu sonuçları dinlerken bir noktanın gözden kaçtoğını düşüneek araştırmaya başladım ve gördüm ki benzeri  kayagıyı benden başka taşıyanlarda var (1). Bu sınavlara Çin ülke olarak katılmak yerine bazı seçilmiş bölgeler olarak yer alırken Hindistan ülke olarak dışarıda kalmayı tercih etti.  Bu açıdan bakınca PISA 2012'ye katılan ülkeler arasında nüfus olarak katılan en büyük ülke Amerika Birleşik Devletleri oldu (Tablo 1).
Ülke
Nüfus
Ortalama Puan
Sırlama
1.     Amerika Birleşik Devletleri
317,000,000
481
36
2.     Endonezya
238,000,000
375
64
3.     Brezilya
201,000,000
391
58
4.     Rusya
144,000,000
482
34
5.     Japonya
127,000,000
536
7
6.     Meksika
118,000,000
413
53
7.     Vietnam
90,000,000
511
17
8.     Almanya
81,000,000
514
16
9.     Türkiye
76,000,000
448
45
10.  Thailand
66,000,000
427
49

Nüfüsu 100 milyonun üzerinde olan ülkelerin 65 ülke arasındaki ortalaması 42 olarak ortaya çıkıyor. Matematik sınavında en başarılı olan 10 ülkeye baktığımızda;
Sıralama/Ülke
Nüfus
Ortalama Puan
1.    Şaghay
24,000,000
613
2.    Singapore
5,000,000
573
3.    Hong Kong
7,000,000
561
4.    Taiwan
23,000,000
560
5.    Kore
50,000,000
554
6.    Macao (Çin)
1,000,000
538
7.    Japonya
127,000,000
536
8.    Liechtenstein
35,168
535
9.    İsviçre
8,000,000
531
10. Hollanda
17,000,000
523
Ortalama=
23,559,555.55
552,4

Bu 10 ülkenin ortalama nüfusu yaklaşık 24 milyon olurken otalama puan olarak 552,4 hesaplanabilmektedir. Japonya'yı bunların arasından çıkaracak olursak ortlama nüfus 10 milyon civarında olacaktır. Ortalama puanda 554 civarına çıkacaktır. Aslında veriler üzerinde bu kadar oynamadan da Nüfusu çok olan ülkelerin bu yarışta başarısız olduklarını söylemek için çok uğraşmaya gerek yoktur. Değişik açıklamlar ileri sürmek mümkün olabilir. Bu konuya şimdilik girmeyeceğim fakat nüfus ile üst düzey başarılı olan öğrencilerin toplam sayıları arasındaki bağlantı bana ilginç geldi paylaşmak için yazıyorum. Bu noktadan sonra üst düzey problem çözme becerilerinde (5+6) ülkelerin dağılımlarını ve nüfus bilgilerini kullanarak kaba hesaplamalar yapacağım (PISA 2012 verileriyle). Burada bir küçük not, PISA 2012'de öğrencilerin yaratıcı problem çözme becerileri 6 seviye olarak belirlenmiş ve her bir seviye için ayrı ayrı sorular sorulup cevapları değerlendirilmiştir. En üst seviye 6 olarak belirtilmiş raporda. 

OECD ülkelerini nüfus yoğunlukları, PISA 2012 2,3,4,5,6 seviye yüzdeleri  ve 5+6. seviyedeki öğrenci yüzdelerini nüfusa göre büyükten küçüğe  göre sıralayacak olursak en büyük nüfus ile ABD birinci sıraya otururken Türkiye 6. sırada yer alıyor. Problem çözme becerilerinde son dinlediğim toplantılarda Türkiye çokca İsrail ve Şili ile kıyaslandığı için onları da farklı renklerde göstereceğim.

Nüfusa göre yapılmış sıralama;
Ülke
2
3
4
5
6
5+6
Ülke Nüfusu
15 yas ogrenci
Sinava Giren
1
United States
22,8
27,0
20,4
8,9
2,7
11,6
318.025.000
3 985 714
6.111
2
Brazil
26,9
17,4
6,6
1,5
0,4
1,8
202.545.000
3 574 928
20.091
3
Russian Federation
27,0
27,9
15,7
5,9
1,4
7,3
143.700.000
1 272 632
6.418
4
Japan
14,6
26,9
29,2
16,9
5,3
22,3
127.140.000
1 241 786
6.351
5
Germany
20,3
25,6
22,0
10,1
2,7
12,8
80.716.000
 798 136
5.001
6
Turkey
31,4
21,2
9,4
2,0
0,2
2,2
76.667.864
1 266 638
4.848
7
Hong Kong-China
16,3
27,4
26,5
14,2
5,1
19,3
70.700.000
 84 200
4.670
8
France
20,5
28,4
22,6
9,9
2,1
12,0
65.885.000
 792 983
5.682
9
England
20,2
26,5
22,7
10,9
3,3
14,3
63.705.000
 738 066
12.659
10
Italy
22,5
28,0
22,3
8,9
1,8
10,8
60.021.955
 605 490
38.142
11
Korea
12,9
23,7
28,8
20,0
7,6
27,6
50.219.669
 687 104
5.033
12
Colombia
22,2
11,3
3,9
0,9
0,2
1,2
47.587.000
 889 729
11.173
13
Spain
23,6
24,2
15,9
6,2
1,6
7,8
46.609.700
 423 444
25.335
14
Poland
25,7
26,0
15,7
5,8
1,1
6,9
38.496.000
 425 597
5.662
15
Canada
19,0
25,8
22,9
12,4
5,1
17,5
35.344.962
 417 873
21.548
16
Malaysia
27,8
15,7
5,2
0,8
0,1
0,9
30.111.000
 544 302
5.197
17
Australia
19,4
25,8
22,6
12,3
4,4
16,7
23.487.100
 291 967
17.774
18
Shanghai-China
17,5
27,4
26,2
14,1
4,1
18,3
23.019.148
 108 056
6.374
19
Chile
28,6
22,2
8,8
1,9
0,2
2,1
17.620.000
 274 803
6.857
20
Netherlands
19,9
26,0
22,0
10,9
2,7
13,6
16.850.100
 194 000
4.460
21
Belgium
18,3
24,5
22,0
11,4
3,0
14,4
11.190.649
 123 469
9.690
22
Czech Republic
20,7
27,2
21,8
9,5
2,4
11,9
10.512.400
 96 946
6.535
23
Portugal
25,5
28,1
18,4
6,2
1,2
7,4
10.477.800
 108 728
5.722
24
Hungary
23,9
22,4
13,0
4,6
1,0
5,6
9.879.000
 111 761
4.810
25
Sweden
23,9
26,3
17,6
7,0
1,8
8,8
9.658.301
 102 087
4.739
26
United Arab Emirates
22,0
14,2
6,4
2,1
0,4
2,5
9.346.000
 48 824
11.500
27
Austria
21,8
26,9
21,9
9,0
2,0
10,9
8.504.850
 93 537
4.756
28
Israel
20,1
18,5
13,7
6,7
2,1
8,8
8.169.700
 118 953
6.061
29
Bulgaria
22,1
14,1
5,6
1,4
0,2
1,6
7.245.677
 70 188
5.282
30
Serbia
26,7
25,8
14,3
4,1
0,6
4,7
7.181.505
 80 089
4.684
31
Denmark
24,1
27,8
19,0
7,2
1,6
8,7
5.627.235
 72 310
7.481
32
Finland
20,0
27,1
23,5
11,4
3,6
15,0
5.453.784
 62 523
8.829
33
Slovak Republic
24,3
25,6
16,2
6,3
1,6
7,8
5.415.949
 59 723
5.737
34
Singapore
13,8
21,9
27,0
19,7
9,6
29,3
5.399.200
 53 637
5.546
35
Norway
21,5
24,7
19,4
9,7
3,4
13,1
5.109.056
 64 917
4.686
36
Ireland
23,8
27,8
18,8
7,3
2,1
9,4
4.593.100
 59 296
5.016
37
Croatia
26,8
22,9
13,2
4,0
0,8
4,7
4.290.612
 48 155
6.153
38
Uruguay
22,4
13,2
5,3
1,1
0,1
1,2
3.286.314
 54 638
5.315
39
Chinese Taipei
17,8
26,3
25,9
14,6
3,8
18,3
2.607.428
 328 356
6.046
40
Slovenia
25,4
23,7
15,8
5,8
0,9
6,6
2.062.579
 19 471
7.229
41
Estonia
21,8
29,2
22,2
9,5
2,2
11,8
1.311.870
 12 649
5.867
42
Macao-China
17,5
29,5
28,9
13,8
2,8
16,6
1.000.000
 6 600
5.335
43
Montenegro
23,9
13,8
4,6
0,7
0,1
0,8
620.029
 8 600
4.744

Bu ülkeleri eğer 5+6. seviyede yer alan bireylerin % oranlarına göre sıralayacak olursak bu sefer Singapur birinci olurken Türkiye 36. sırada yer alıyor (İsrail 23, Şili 37).

Aynı bilgilerin 5+6 ortalama puan %lerine göre sıralama;
Ülke
2
3
4
5
6
5+6
Ülke Nüfusu
15 yas ogrenci
Sinava Giren
1
Singapore
13,8
21,9
27,0
19,7
9,6
29,3
5.399.200
 53 637
5.546
2
Korea
12,9
23,7
28,8
20,0
7,6
27,6
50.219.669
 687 104
5.033
3
Japan
14,6
26,9
29,2
16,9
5,3
22,3
127.140.000
1 241 786
6.351
4
Hong Kong-China
16,3
27,4
26,5
14,2
5,1
19,3
70.700.000
 84 200
4.670
5
Chinese Taipei
17,8
26,3
25,9
14,6
3,8
18,3
2.607.428
 328 356
6.046
6
Shanghai-China
17,5
27,4
26,2
14,1
4,1
18,3
23.019.148
 108 056
6.374
7
Canada
19,0
25,8
22,9
12,4
5,1
17,5
35.344.962
 417 873
21.548
8
Australia
19,4
25,8
22,6
12,3
4,4
16,7
23.487.100
 291 967
17.774
9
Macao-China
17,5
29,5
28,9
13,8
2,8
16,6
1.000.000
 6 600
5.335
10
Finland
20,0
27,1
23,5
11,4
3,6
15,0
5.453.784
 62 523
8.829
11
Belgium
18,3
24,5
22,0
11,4
3,0
14,4
11.190.649
 123 469
9.690
12
England
20,2
26,5
22,7
10,9
3,3
14,3
63.705.000
 738 066
12.659
13
Netherlands
19,9
26,0
22,0
10,9
2,7
13,6
16.850.100
 194 000
4.460
14
Norway
21,5
24,7
19,4
9,7
3,4
13,1
5.109.056
 64 917
4.686
15
Germany
20,3
25,6
22,0
10,1
2,7
12,8
80.716.000
 798 136
5.001
16
France
20,5
28,4
22,6
9,9
2,1
12,0
65.885.000
 792 983
5.682
17
Czech Republic
20,7
27,2
21,8
9,5
2,4
11,9
10.512.400
 96 946
6.535
18
Estonia
21,8
29,2
22,2
9,5
2,2
11,8
1.311.870
 12 649
5.867
19
United States
22,8
27,0
20,4
8,9
2,7
11,6
318.025.000
3 985 714
6.111
20
Austria
21,8
26,9
21,9
9,0
2,0
10,9
8.504.850
 93 537
4.756
21
Italy
22,5
28,0
22,3
8,9
1,8
10,8
60.021.955
 605 490
38.142
22
Ireland
23,8
27,8
18,8
7,3
2,1
9,4
4.593.100
 59 296
5.016
23
Israel
20,1
18,5
13,7
6,7
2,1
8,8
8.169.700
 118 953
6.061
24
Sweden
23,9
26,3
17,6
7,0
1,8
8,8
9.658.301
 102 087
4.739
25
Denmark
24,1
27,8
19,0
7,2
1,6
8,7
5.627.235
 72 310
7.481
26
Slovak Republic
24,3
25,6
16,2
6,3
1,6
7,8
5.415.949
 59 723
5.737
27
Spain
23,6
24,2
15,9
6,2
1,6
7,8
46.609.700
 423 444
25.335
28
Portugal
25,5
28,1
18,4
6,2
1,2
7,4
10.477.800
 108 728
5.722
29
Russian Federation
27,0
27,9
15,7
5,9
1,4
7,3
143.700.000
1 272 632
6.418
30
Poland
25,7
26,0
15,7
5,8
1,1
6,9
38.496.000
 425 597
5.662
31
Slovenia
25,4
23,7
15,8
5,8
0,9
6,6
2.062.579
 19 471
7.229
32
Hungary
23,9
22,4
13,0
4,6
1,0
5,6
9.879.000
 111 761
4.810
33
Serbia
26,7
25,8
14,3
4,1
0,6
4,7
7.181.505
 80 089
4.684
34
Croatia
26,8
22,9
13,2
4,0
0,8
4,7
4.290.612
 48 155
6.153
35
United Arab Emirates
22,0
14,2
6,4
2,1
0,4
2,5
9.346.000
 48 824
11.500
36
Turkey
31,4
21,2
9,4
2,0
0,2
2,2
76.667.864
1 266 638
4.848
37
Chile
28,6
22,2
8,8
1,9
0,2
2,1
17.620.000
 274 803
6.857
38
Brazil
26,9
17,4
6,6
1,5
0,4
1,8
202.545.000
3 574 928
20.091
39
Bulgaria
22,1
14,1
5,6
1,4
0,2
1,6
7.245.677
 70 188
5.282
40
Uruguay
22,4
13,2
5,3
1,1
0,1
1,2
3.286.314
 54 638
5.315
41
Colombia
22,2
11,3
3,9
0,9
0,2
1,2
47.587.000
 889 729
11.173
42
Malaysia
27,8
15,7
5,2
0,8
0,1
0,9
30.111.000
 544 302
5.197
43
Montenegro
23,9
13,8
4,6
0,7
0,1
0,8
620.029
 8 600
4.744

Eğer sırlamayı verilen %'leri kullanarak  5+6. seviyedeki birey sayılarına göre yapacak olursak birinci ABD oluyor, Türkiye ise 15. (İsrail 22, Chile 31) sıraya geliyor.

Aynı bilgilerin 5+6. seviyedeki Birey sayısı
Ülke
2
3
4
5
6
5+6
Ülke
Nüfusu
15 yas
ogrenci
Sinava
Giren
5+6
Birey
1
United States
22,8
27,0
20,4
8,9
2,7
11,6
318.025.000
3 985 714
6.111
463.358
2
Japan
14,6
26,9
29,2
16,9
5,3
22,3
127.140.000
1 241 786
6.351
276.556
3
Korea
12,9
23,7
28,8
20,0
7,6
27,6
50.219.669
 687 104
5.033
189.840
4
England
20,2
26,5
22,7
10,9
3,3
14,3
63.705.000
 738 066
12.659
105.210
5
Germany
20,3
25,6
22,0
10,1
2,7
12,8
80.716.000
 798 136
5.001
101.994
6
France
20,5
28,4
22,6
9,9
2,1
12,0
65.885.000
 792 983
5.682
95.406
7
Russian Federation
27,0
27,9
15,7
5,9
1,4
7,3
143.700.000
1 272 632
6.418
92.588
8
Canada
19,0
25,8
22,9
12,4
5,1
17,5
35.344.962
 417 873
21.548
73.271
9
Brazil
26,9
17,4
6,6
1,5
0,4
1,8
202.545.000
3 574 928
20.091
65.530
10
Italy
22,5
28,0
22,3
8,9
1,8
10,8
60.021.955
 605 490
38.142
65.142
11
Chinese Taipei
17,8
26,3
25,9
14,6
3,8
18,3
2.607.428
 328 356
6.046
60.133
12
Australia
19,4
25,8
22,6
12,3
4,4
16,7
23.487.100
 291 967
17.774
48.749
13
Spain
23,6
24,2
15,9
6,2
1,6
7,8
46.609.700
 423 444
25.335
33.019
14
Poland
25,7
26,0
15,7
5,8
1,1
6,9
38.496.000
 425 597
5.662
29.283
15
Turkey
31,4
21,2
9,4
2,0
0,2
2,2
76.667.864
1 266 638
4.848
27.657
16
Netherlands
19,9
26,0
22,0
10,9
2,7
13,6
16.850.100
 194 000
4.460
26.399
17
Shanghai-China
17,5
27,4
26,2
14,1
4,1
18,3
23.019.148
 108 056
6.374
19.726
18
Belgium
18,3
24,5
22,0
11,4
3,0
14,4
11.190.649
 123 469
9.690
17.750
19
Hong Kong-China
16,3
27,4
26,5
14,2
5,1
19,3
70.700.000
 84 200
4.670
16.245
20
Singapore
13,8
21,9
27,0
19,7
9,6
29,3
5.399.200
 53 637
5.546
15.712
21
Czech Republic
20,7
27,2
21,8
9,5
2,4
11,9
10.512.400
 96 946
6.535
11.540
22
Israel
20,1
18,5
13,7
6,7
2,1
8,8
8.169.700
 118 953
6.061
10.493
23
Colombia
22,2
11,3
3,9
0,9
0,2
1,2
47.587.000
 889 729
11.173
10.236
24
Austria
21,8
26,9
21,9
9,0
2,0
10,9
8.504.850
 93 537
4.756
10.232
25
Finland
20,0
27,1
23,5
11,4
3,6
15,0
5.453.784
 62 523
8.829
9.380
26
Sweden
23,9
26,3
17,6
7,0
1,8
8,8
9.658.301
 102 087
4.739
8.962
27
Norway
21,5
24,7
19,4
9,7
3,4
13,1
5.109.056
 64 917
4.686
8.513
28
Portugal
25,5
28,1
18,4
6,2
1,2
7,4
10.477.800
 108 728
5.722
8.033
29
Denmark
24,1
27,8
19,0
7,2
1,6
8,7
5.627.235
 72 310
7.481
6.301
30
Hungary
23,9
22,4
13,0
4,6
1,0
5,6
9.879.000
 111 761
4.810
6.231
31
Chile
28,6
22,2
8,8
1,9
0,2
2,1
17.620.000
 274 803
6.857
5.699
32
Ireland
23,8
27,8
18,8
7,3
2,1
9,4
4.593.100
 59 296
5.016
5.553
33
Malaysia
27,8
15,7
5,2
0,8
0,1
0,9
30.111.000
 544 302
5.197
4.767
34
Slovak Republic
24,3
25,6
16,2
6,3
1,6
7,8
5.415.949
 59 723
5.737
4.677
35
Serbia
26,7
25,8
14,3
4,1
0,6
4,7
7.181.505
 80 089
4.684
3.795
36
Croatia
26,8
22,9
13,2
4,0
0,8
4,7
4.290.612
 48 155
6.153
2.277
37
Estonia
21,8
29,2
22,2
9,5
2,2
11,8
1.311.870
 12 649
5.867
1.487
38
Slovenia
25,4
23,7
15,8
5,8
0,9
6,6
2.062.579
 19 471
7.229
1.291
39
United Arab Emirates
22,0
14,2
6,4
2,1
0,4
2,5
9.346.000
 48 824
11.500
1.237
40
Bulgaria
22,1
14,1
5,6
1,4
0,2
1,6
7.245.677
 70 188
5.282
1.105
41
Macao-China
17,5
29,5
28,9
13,8
2,8
16,6
1.000.000
 6 600
5.335
1.096
42
Uruguay
22,4
13,2
5,3
1,1
0,1
1,2
3.286.314
 54 638
5.315
638
43
Montenegro
23,9
13,8
4,6
0,7
0,1
0,8
620.029
 8 600
4.744
71

Türkiye 5+6. seviyedeki  öğrenci sayısı olarak İsrail ve Şili'nin toplamından fazla sayıda öğrenciye sahip olduğu görünüyor (neredeyse 2 katı!). Aslında ben bu sayıların Türkiye için gerçeği tam anlamıyla yansıtmadığını düşünüyorum. Bu konuyu biraz sonraya bırakıp dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Bütün PISA sunumlarında benim anladığım bizim öğrencilere "Yemedikleri peynirin tanımı" sorulduğu için bizim öğrenciler ne yedilerse onu çok başarılı bir şekilde anlatıyorlar. Bizdeki eğitim sistemi PISA 2012'nin 5 ve 6. seviye sorularına yönelik olarak öğrencilerimize herhangi bir katkı yapmıyor. Öğrencilerimiz yoğunlukla çoktan seçmeli sınavlara yönelik olarak hazırlanıyorlar ve bu da onları en fazla 3. seviyeye kadar getirebiliyor (%88.4). 4,5,6. seviyelerdeki öğrenci lerimiz ise sadece % 11.6 olarak görünüyor.  Bu noktada, öğrencileri ve eğitim sistemini konuşurken öğrencilerin bu tür sorularla karşılaşabileceği bir sistemin özellikle gündeme gelmesi ve buna uygun "Ölçme ve Değerlendirme" yapabilecek öğretmenlerin sistem içerisinde yer alaması gerekiyor. Aslında, kuruduğum bu son cümle çok tehlikeli geliyor bana, nedenine gelince hemen öğretmen yetiştirme müfredatlarına daha fazla "Ölçme - Değerlendirme" dersi koyalım kolaycılığını içinde barındırıyor. Türk eğitim sisteminin çözüm kümesi 3M'ye (müfredat, metod, materyal, bununla ilgili bir yazıyı daha önce paylaşmıştım) şıkıştığı için bulunan çözümler problemleri çözmüyor. Sorunun tamamını anlayabilecek olursak birlikte çözüm üretebiliriz. 
Yukarıdaki bilgileri olumlu yönde  (hiç günahı olmayan öğrenciler lehine) biraz daha yorumlamaya çalışacak olursak, PISA 2102, Problem çözme becerileri kıyaslamalarına birey sayıları olarak baktığımıza elimizde 27.657 öğrenci var, bu sayı bundan önce de bundan kötü değildi. Bu sayı yukarıda söylediğim gibi Israil ve Şili'nin toplamından fazla (fakat hala İsrail'den teknoloji transferi yapıyoruz), önemli olan ülke olarak bu çocuklarımızın başına bundan sonra ne geleceği, nasıl eğitilecekleri, hangi okullara gidecekleri, sonunda ne tür imkanlara kavuşaçakları konusunda bir plan, program, strateji .... ye sahip miyiz? Eğer değilsek, bu çoçukları suçlamaktan vazgeçelim, çünkü onlar ellerinden geldiğince en iyisini yapmaya çalışıyorlar. sürekli sonuçlar kötü diyecek olursak bir süre sonra onlarda inanacak olurlarsa (öğrenilmiş çaresizlik) durum o zaman gerçekten vahim olabilir.

"Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez" A. Einstein

"Sorunlar ayrıca onlarla aynı düzlemde kalarak da çözülmez"


M. Yaşar Özden