Cumartesi, Ekim 24, 2009

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Ne Yapar?

Merhaba:
Geçenlerde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak çalıştığını söyleyen bir arkadaştan aşağıdaki maili aldım, sorduğu sorulara verdiğim yanıtları sizlerle paylaşmak isitiyorum.

-------------------------------------------------------------------------------
Merhaba Hocam;

Öncelikle sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. Ben Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği blümü mezunuyum. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda bilişim teknolojileri öğretmenliği yapmaktayım. Bizler mesleğimizle alakalı (özellikle branşımızla alakalı) onlarca sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Bizlerin öğretmen olup olmadğını anlamış değilim. Çünkü okullarda bizlerin gireceği ders saati kısıtlı. Dersimiz haftalık 1 veya 2 saat seçmeli olarak okutulmakta. Ders içeriği sadece word,excel,powerpoint ten oluşmaktadır. Ayrıca birkaç yıl sonra bu derslerin de kalkacağı söylenmekte çünkü her geçen yıl ders saati azaltılıoyor, sınav olayı kaldırılıyor ve daha bir çok neden... Sizler bu alana öğretmen yetiştiriyorsunuz. Bu alanın geleceği ile ilgili yeterli bilgiye sahip saygıdeğer hocalarımızsınız. Affınıza sığınarak size bir kaç soru sormak istiyorum.

1) Bilgisayar ve öğretim tek. öğretmenliği bölümünün avrupada karşılığı var mı? Eğer varsa bu bölümden mezun olanlar avrupada ne iş yaparlar?

2) Bu bölüm her geçen yıl yeni üniversitelere açılmakta ve öğrenci almakta. Fakat okullarda girebileceğimiz ders saatleri de paralalinde azalmakta. Bu bölümler neden açılıyor?

3) Bu bölümün çalışma alanları nedir? ve bu bölümün geleceği ne olacak?

4) Bizler gelecekte öğretmen olarak kalacak mıyız yoksa başka alanlarda mı değerlendirileceğiz?

İyi çalışmalar diler, teşekkür ederim.
-------------------------------------------------------------------------------

Birinci sorunuzdan baslayarak cevaplamaya çalışayım.
1) Bilgisayar ve öğretim tek. öğretmenliği bölümünün avrupada karşılığı var mı? Eğer varsa bu bölümden mezun olanlar avrupada ne iş yaparlar?
Konuyu sadece Avrupa diye sınırlarsak doğrudan birebir örnek bulamayabiliriz, bunun yerine örneklemi büyütüp dünyaya bakalım derim. Doğu Avrupa’da bu tür bölümler var ve tam da bizdeki beklentinin karşılğı olan dersleri veriyorlar. Amerika Birleşik Devlet’lerinin liselerinde aşağıda isimleri verilen dersler “Computer Science Teacher” diye adlandırılan kişiler tarafından verilmekte ve bu işin düzgün bir çerçevede yapılabilmesi için “Computer Science Teacher Association” adlı kuruluş müfredat geliştirmekte ve nasıl uygulanabileceği konusunda çalışmalarına devam etmektedirler. Bu kısa özetten sonra, Bilgisayar Öğretmeni diye adlandırabileceğimiz bu öğretmenlerle ilgili olarak Talim Terbiye Kurulu’nun yayınladığı 119 nolu karara baktığımızda bütün öğretmenlikleri içeren uzun bir liste içerisinden ben “Bilgisayar Öğretmenleri”ni ilgilendiren kısmı aldım. 3 nolu başlıkta kimlerin Bilgisayar Öğretmeni olarak atanabileceği ve atandıkları zaman okutacakları dersler tabloda (Tablo 1) belirtilmektedir.


Tablo 1. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEK ÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN ÇİZELGE


(*) Bakanlık ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) iş birliği ile açılan / açılacak olan Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans ya da Pedagojik Formasyon Programını başarı ile tamamlayanlar.
Bu Esaslar eki çizelgenin 2,5,7,9,10,11,12,13,17,18,19,20,21,25,26,27,
28,29,31,32,33,34,35,36,37,39,43,44,45,47,51,53,54,60,61,62,63,66 ve 67nci sıra nolu bölümleri, Mesleki Eğitim ve ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi projesi (MEGEP) kapsamında uygulamaya konulan programlardan önce Mesleki ve Teknik Öğretim okul ve kurumlarında öğrenimlerine devam eden öğrencilerin mezun olmasından sonra yürürlükten kalkar.

2) Bu bölüm her geçen yıl yeni üniversitelere açılmakta ve öğrenci almakta. Fakat okullarda girebileceğimiz ders saatleri de paralalinde azalmakta. Bu bölümler neden açılıyor?

Bu tespitinize bende katılıyorum. Bu yıl “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” program olarak 74 sayısına ulaşmış durumda. Bunların 10 tanesi ikinci öğretim, 14 tanesi burslu program ve 1 tanesi de bu açılan uzaktan eğitim programı. Toplam kontenjan olarak 3020 sayısına ulaşılmış durumda. Bölüm sayısındaki artış doğrudan bölüm mezunların iş bulma olanaklarıyla açıklanabileceği gibi, toplumda bu konuda açık olduğu fikrinin hala hafızalarda olduğu şeklinde de açıklanabilir. Tam bu noktada, bölümleri açanlar, bu bölümlere gidip kayıt yaptıranlar ile bu öğretmenlerin atamasını yapanların aynı resmi gördüklerinden emin değilim. Ders saatlerinin azalmasının ya da derslerin kaldırılmasının gerekçesini tam olarak bilemediğim için o konuda yorum yapamayacağım. Ama, bu bölümleri ilk kurulduğu dönemlerden bu yana bu alanda çalışan bir kişi olarak ben hala 1998 yılında bu bölümlerin açılmasına hatta 1993 yılında ilk olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü altında “Bilgisayar Öğretmenliği” olarak açılan anabilimdalının açılmasına neden olan koşulların aynı önemde var olduğuna inanıyorum. Bölümlerin açılmasına neden olan sorun ilköğretim ve liselerimizde görev yapan öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin teknolojiyi özellikle de bilgisayarla ilgili teknolojileri yeterince bilmedikleri düşüncesinden yola çıkılarak o dönemde diğer meslek dallarında görev yapan öğretmenlere yaz aylarında düzenlenen kurslar araclığıyla bu beceriler kazandırılmaya çalışılmış bu kursları bitirenlere de Formatör öğretmen sertifikası verilmeye başlanmıştı. Bu eğitimler 1998 yılına kadar devam etti, o yıl bilgisayar öğretmelerini yetiştirmek üzere YÖK tarafından gerçekleştirilen “Eğitim Fakülteleri’nin Yeniden Yapılandırılması” sırasında “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümleri” kuruldu. O tarihten itibaren de sayıları heryıl artarak bugüne gelindi. Günümüzde bu ihtiyaç halen devam etmesine rağmen anlaşılamaz bir nedenle temel eğitim seviyesindeki okullarda öğrencilerin bu teknolojileri öğreneceği dersler 1. ve 8. seviyesindeki dersin haftalık saati bire indirilirken dersin kredisi sıfırlandı ve ders seçmeli hale getirildi. 9-12. Sınıflar arasında ise bilgisayar ya da onunla ilgili teknolojiler konusunda herhangi bir ders ne yazık ki bulunmamaktadır. Daha önceleri ismi bilgisayar olan ders ise proje dersine dönüştürülerek bir anlamda içi boşaltılmış oldu. Bütün bu gelişmeler ülke olarak yeni nesilleri bu teknolojiler konusunda ne kadar donanımlı yetiştirmek istediğimizi anlatmak için yeterli olacaktır.
3) Bu bölümün çalışma alanları nedir? ve bu bölümün geleceği ne olacak?
Bölümler kurulurken düşünülen çalışma alanları bölüm isminde birleştirilerek konulmuştu. Yani, bu bölümler alan olarak “Bilgisayar Öğretmenliği” ve ”Öğretim Teknolojileri” konusunda lisans sev iyesinde temel bilgileri almış kişileri yetiştirmek amacıyla kurulmuştu. Bu alan bilgilerine sahip bireylere ihtiyaç sürdükçe bu bölümler de öğrenci yetiştirmeye, araştırma yapmaya devam edeceklerdir.

4) Bizler gelecekte öğretmen olarak kalacak mıyız yoksa başka alanlarda mı değerlendirileceğiz?
Aslında bu soru bir önceki sorularla doğrudan ilgili ihtiyaç sürdüğü sürece bir değişim olacağını düşünmüyorum. Şu an eğitim sistemindeki derin uyku halinin yakın bir gelecekte değişeceğini ve insanların “İkinci Sayısal Yarılmanın” farkına varacağını ve aradaki farkın kapanmasında anahtar rolü oynayacak “Bilgisayar Öğretmeni” yetiştiren bu bölümlere gereken önemi vermeye başlayacağını düşünüyorum.
Son söz olarak, bu farkındalığın oluştuğu dönemde asıl eksikliğin 9-12 sınıflar arasında okuyan öğrencilere hitap edecek bir müfredatın yokluğu oluşturacaktır. Bu konu, problemin ortaya çıkmasıyla belirmeye başladı ve ne yazık ki günümüze kadar bu konuda herhangi bir çözüm önerisi oluşturulamadı. Şu an 1-8. Sınıflar için hazırlanan ve 2006 yılında Talim Terbiye Kurulu tarafından kabul edilen bir müfredat bulunmakta. Fakat, 9-12. Sınıflar için bilinen ve uygulanan bir müfredat ne yazık ki yok. Daha önceki yıllarda 1. Sınıftan başlayarak lise son sınıfa kadar okutulmaya çalışılan ve kendini tekrar eden bilgisayar alfabesi olarak kabul edilebilecek (okur-yazarlık için biraz hafif kalıyor) ders içerikleriyle (ofis programlarının öğretimi) günümüzün insan ihtiyaçlarını karşılamak ne yazık ki mümkün değildi ve olmadı da. Şimdi acilen yapılması gereken günün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Bilgisayar/Teknoloji okur yazarlığını yeniden tanımlayıp buna uygun olarak hazırlanacak müfredatların kullanımıyla 9-12 sınıf programlarını yeniden düzenlemek gerekmektedir. Yoksa, kaçan trenin ardından bakmanın kader olduğu bu güzel ülkede tekrar trenler kaçırmaya devam edeceğimizi söylemek için kahin olmaya gerek yok.

“Bütün Teknolojilerin Aklı Onu Kullanan İnsan’ın Aklıyla Sınırlıdır”

Saygılarımla,


Prof. Dr. M. Yasar Ozden,
Bilgisayar ve Ogretim Teknolojileri Egitimi Bolumu,
Orta Dogu Teknik Universitesi,
06531-Ankara
http://guide.ceit.metu.edu.tr

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Sayısal Yarılma, İkinci Kırılma

Merhaba:
Ülkemizde Temel Eğitimin 1-12 sınıflar düzeyinde verilen Bilgisayar dersi ve bu dersi okullarda okutmak üzere yetiştirilen "Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi" bölümü mezunlarını doğrudan ilgilendiren "Bilgisayar Dersi" konusunda Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı uygulama konusundaki görüşlerimi aktarmak üzere Milliyet Gazetesi yazarı sayın Abbas Güçlü'ye aşağıdaki maili gönderdim, umarım bu soruna gereken ilginin gösterilmesi konusunda bizlere yardımcı olurlar....
------------------------------------------------------------------------------------------
Sayin Guclu:Universitelerle ilgili yazilarinizi ilgiyle okuyorum. Universitelerin durumlarinin tartisildigi bugunlerde gozlerden kacan bir nokta ileride basimiza cok buyuk sorunlar acacagi kaygisini tasidigim icin sizinle paylasma ihtiyaci duydum ve bu epostayi size gondermeye karar verdim. Gunumuzde TE12 (K12) okullarinda okutulan ya da okutulmasi bence gerekli olan Bilgisayar derslerinin 1-8. Siniflarinin mufredat calismalarini hazirlayan gurubun icersinde yer aldim. (bkz.
http://ttkb.meb.gov.tr/ogretmen/modules.php?name=Downloads&d_op=viewdownload&cid=74 ) (programi ayrica ekte gonderiyorum). Program hazirlandiktan sonra Talim Terbiye Kurulunda gorusuldu ve kabul edilerek uygulamaya konuldu. Bu yeni programin eski programla kiyaslamasi konusunda degisik universitlerde yuksek lisans seviyesinde calismalar yapildi. Bunlara gecmeden once, programin kabulunden sonra uygulamada yapilan bazi degisikliklerden soz etmem gerekecek. Oncelikle ders zorunlu olmaktan cikarildi, secmeli hale getirildi, haftalik ders saati 1 saate indirildi ve dersin kredisi sifirlandi. Bu durumda da bu dersler artik ogrenciler icin gecme/kalma zorunlulugu olmayan, veli icin herhangi bir sinavda sorusu cikmayacagi icin alinmasinin zaman kaybindan baska bir onemi olmayan dersler haline getirildi. Bu uygulamanin MEB acisindan iki faydasi oldu? Ders secmeli olunca alan ogrenci sayisi azaldi, sonucunda ogretmen ihtiyaci azaldi, dersin yaiplmasi icin gerekli olan donanim alimi/yenilenmesi, internet baglantisi ve bunu kullancak ogretmenlerin hizmetici egitimleri gibi yukler MEB’in elde ettigi ikinci basari olarak basari hanelerine yazildi. Ogretmen ihtiyaci azalinca da ogretim uyesi oldugum ve kuruluslari asamasinda katkim oldugunu ovunerek soyleyebilecegim "Bilgisayar ve Ogretim Teknolojileri Eğitimi" Bolumlerinden mezun olan ogretmen adaylari okullarda Formator ogretmen olarak gorevlendirilmeye baslandi. Bu bolumler 1998 yilinda kurulduklari gunden itibaren sayilari heryil artarak 63 bolum olarak gecen yilki OSYM kilavuzlarinda yer almislardi. Bu yil da sayinin artacagini dusunuyorum. yillik olarak yaklasik 2500 civarinda mezun vermekte olduklarini biliyorum. Bu bolumlerden mezun olan ogretmen adaylari konusunda gecenlerde Newsweek dergisinde bir yazi yayinlandi (http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/30972/Is-bulmada-kim-daha-sansli ) . Konuyu dagitmamak icin mezunlari ne kadar sasliyi bir kenera birakip devam etmek istiyorum. Formator ogretmen kavrami 1990’larda MEB’in okullarda bilgisayar bilen öğretmen sayisini artirmak amaciyla kullandigi bir kavramdi. 1992-1998 yillari arasinda ben de hem egitici ve hemde yonetici olarak ODTU’ye MEB araciligiyla gelen degisik brans ogretmenlerine uygulanan Tekamul kurslarinda gorev almistim. Bu kurslarda degisik branslardan gelen ogretmenlere yazilim ve donanim konularinda yaklasik iki ay suren 200-300 saatlik kurslar duzenleniyor ve sonucunda da Formator Ogretmen sertifiakasi veriliyordu (Bilgisayar Formatörü). Bu ogretmenlerden beklenti ise gorev yerlerine gittiklerinde diger ogretmenlere bilgisayar formatör ogretmeleri (ne demekse) ve ogrendikleri bu bilgilerle teknolojiyi mufredata uydurmalari bekleniyordu. Yillardir bu isin icinde olan bir kisi olarak bu modelin basarili oldugunu soylemem cok zor. Gecici bir cozum olarak 1990’larda bulunan bu yol daha sonra sanki gercek cozum buymus gibi hala uygulanmaya calisiliyor. Bu yontemde hedef kitle ogretmenler olduğu için halen gorev basinda olan ogretmenler icin makul gorunebilir. Ama, problemin asil cozumu Universiteler ve ozelde ise Egitim Fakultelerinde olmali, eger ogretmenler hizmet oncesi egitimlerinde bu konularda yeterince egitim/ogretim alabilecek olsalar daha sonra bu tur aspirin cozumlere gerek kalmaz. MEB ve YÖK’ün yapmasi gereken ogretmen yeterliklerini belirledikten sonra bu yeterlikler arasinda olmazsa olmaz olan "Bilgi ve Iletişim Teknolojileri" kullanimi (ECDL degil, word, excel kullanimi degil bunlar sadece kullanici üretirler(tüketici) bunu yerine bu araclarla uretim yapabilecek bilgilerle donanmis ogretmenler ancak bu kisiler teknolojiyi mufredata entegre edebilirler) konusunda standartlari belirleyip buna uygun mufredat olusturmalari ve bunu zorunlu hale getirmeleri gerekir. Bu konuda secme sansimiz yok diger ulkelerle aramizdaki fark gittikce aciliyor (sayisal yarilma, ikinci kirilma http://guide.ceit.metu.edu.tr/documents/digitalnatives_26_5_2004_files/frame.htm ). (http://guide.ceit.metu.edu.tr/ ).

Ogretmen konusunda soylemek istediklerimi birakip asil onemli hedef kitleye bakmam gerekirse, zaman zaman ovundugumuz genc nesil, evet TE(Temel Egitim)’in 1-12 yillari arasinda bulunan genc kusagin "Bilgi ve Iletisim Teknolojileri" konusundaki egitim/ogretimleri. Bu kusaklar nasil ogrenecekler bu teknolojileri, kimler onlara yardimci olacak, hangi icerik ve bu içerik nasil kullanilacak konulari onumuzdeki yillarin sorunlarini olusturacak gibi gorunuyor. MEB’in simdiki uygulamasi, onlarin bu konuda bir kaygi tasimadigini, bu ogrencilerin bu teknolojileri kendi kendilerine ogrenebilecekleri yonunde gorunuyor, cok ders almakla cok ogrenilemez ozdeyisini cok seviyorlar. Dolayisiyla, zorunlu bir derse, ve ogretmene gerek yok sonucu ortaya cikiyor ve bunu uyguluyorlar. Yukarida baglantisini verdigim Sayisal Yarilma (Digital Divide, http://www.marcprensky.com/writing/Prensky%20-%20Digital%20Natives,%20Digital%20Immigrants%20-%20Part1.pdf ) günümüzün en önemli gerçeği. İlgili yazida Marc Prensky’in vurguladigi sayisal vatandaslar artik ortama hakim olmaya basladilar ve ne yazik ki sayisal gocmen olmayan kisilerin belirledigi programlarla yarina hazirlaniyorlar. Yazida gecen yarilma o donemlerde donanim bazinda sahip olmanin onemli oldugu donemlerdi ancak WEB 2.0’in gelmesiyle birlikte artik sadece kullanici olmak yetmiyor, uretici (sayisal uretici) olmak gerekiyor bu ise oyle kendi kendine ogrenmeyle gecistirilebilecek bir kavram degil. Gunumuzde insanlar nasil kendi kendilerine matematik,fizik, kimya, biyoloji ogrenmiyorlarsa/ogrenemiyorlarsa sayisal vatandaslarin dunyasinda uretici olmak da kendi kendine olamayacak bir durum. Aslinda, aklimin almadigi bir baska konu ise, yillarca zorunlu olarak haftada saatlerce ögrettigimizi zannettigimiz yabanci dil, matematik ve fen konularinda uluslararasi sinavlardaki durumumuza baktigimizda bu genclerimizi hic egitim vermeden sayisal ureticiler olarak kendilerinin cozum bulmalarini beklemek? Eger bu sayisal ureticilik isi kendiliginden gerçekleşebilirse diger alanlarda da ayni uygulamaya gecebiliriz!

MEB’in bu son uygulamasiyla bizim yeni nesillerimiz icin sayisal yarilma hizla devam ediyor, etkilerini de en fazla 10 yil icinde gorebilecegiz. MEB, simdilik uzerinde donanim yenile, ogretmenleri hazir hale getir, yeni donanim al baskilarindan kurtulmus olabilir, başka bir deyisle “Okullar olmadan Milli Egitim’i cok iyi idare ediyor” gorunebilirler, bu durumda kaybeden yeni nesiller ve bu ulke olacaktir. Yurt disindaki okullara bakildiginda ozellikle her durumda ornek verilen A.B.D’de (Benzeri yerlestirme sisitemi Kanada ve Ingiltere’de de var) bile TE-9-12 (K9-12) seviyelerinde AP (Advanced Placement) sinavlarinda "ICT" alanina hazirlik icin dersler almaktadirlar. Eger ICT konusundaki bu kavramlar/bilgiler kendi kendilerine ogrenilebiliyorsa nicin bu ulkeler ogrencilerine bu dersleri veriyorlar? Ve universiteye yerlestirmede bir olcut olarak alabiliyorlar? Galiba biz onlardan daha akilliyiz? Oylese nicin uluslararsi sinavlarda oyle cikmiyor?

Yakin bir gelecekte bu "ICT" isi fen gibi, matematik gibi uluslararsi sinavlarda bir bolum olarak karsimiza cikacak ve o zaman bizde yeniden bu dersleri programlarimiza koyup onlara yetismeye calisacagiz. Tipki, Koy Enstituleri örneğinde oldugu gibi Turk gibi basladigimiz bir isi yuzumuze gozumuze bulastirdiktan sonra tekrar duzletmeye calisacagiz.
Sayin Guclu, umarim zamaniniz olur ve bu yaziyi okuyabilirsiniz, çunku, ikinci yarilmanin etkisi cok uzun sure bizi ugrastiracak..

Saygilarimla

Prof. Dr. M. Yasar Ozden,
Bilgisayar ve Ogretim Teknolojileri Egitimi Bolumu,
Orta Dogu Teknik Universitesi,
06531-Ankara