Salı, Mart 09, 2021

Harmanlanmış Öğrenme Ortamları - Öğrenme Analitiği

Merhaba:

Öğrenme Analitiği konusu bu aralar çok ilgi çekmeye başladı. Öğrencilerin elektronik ortamlarda oluşturduğu verileri (geçirdiği süre, iletişim sırasında oluşturduğu içerik vb.) izleyerek bu verilerin öğenci başarısıyla bir ilişkisi var mı? sorusuna cevap bulabilmek amacıyla, Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde 2001/2002 Öğretim yılında "CSIT444-Online Web Design" dersinde kendi oluşturduğum "Öğrenme Yönetim Sistemi" üzerinden topladığım verileri Orta Doğu Üniversitesi'nde yapılan bir toplantıda sunmuştum.

Öğretim Yönetim Sitesinin çalıştığı "GUIDE" 

Kaynak: Özden M.Y. (2002), Bilişim Teknolojileri Işığında Eğitim Konferansı ve Sergisi (BTIE 2002), 20-22 Mayıs 2002, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi, Bildiriler Kitabı, s. 44-50.

Öğrenci başına dönem boyuca ortalma siteyi kullanma süresi 11.1 saat olarak hesaplamıştım (öğrenci siteye giriş yaptıktan sonra gördüğü her sayfada geçirdiği zamanın toplam süresi).



Dönem sonu proje sunumlarından sonra öğrencilerin notlarına bakınca,  

Grup ve kişisel olarak chat/forum/e-mail verileri ile dönem harf notları.

harcanan sürelerle oluşan notlar arasında anlamlı bir ilişki bulamamıştım :-).

Umarım günümüz öğrencileri için durum farklıdır, bu çalışmanın yapıldığı tarihten bu yana neredeyse 20 yıl geçmiş. Bu "Öğrenme Yönetim sitemi" hala aktif fakat rektefiye gerektiriyor :-) 

Makale bağlantısı aşağıda;


http://guide.ceit.metu.edu.tr/documents/Ogretici_Tabanli_Ogrenmeden_Internet_Tabanli_btie_2002.htm

Saygılarımla,


Perşembe, Şubat 25, 2021

Sorun Uzaktan Eğitim mi? Vurun abalıya.

Merhaba:

Geçenlerde Facebook’ta Sayın Salih tarafından yapılan bir paylaşımda “..Araştırmaya dolayısıyla da veriye dayalı eğitim politikaları oluşturulmak eğitime önemli bir ivme katacağı gibi sistemi ileriye götürecek anlamlı bir eğitim vizyonu ortaya koymanın da ihmal edilemez adımıdır..” Kaynak: Zamanı Gelmedi mi? - Salih Sarpten" denilmişti. Yazının içeriğinde ise 2 farklı kaynaktan yapılan araştırma sonuçları paylaşılıyordu. Fikre katılmama rağmen araştırma sonuçlarına baktığımda konuyu aynı şekilde değerlendirmediğimizi görünce bu paylaşıma yorum olarak aşağıdaki cümleleri yazdım;

Sayın Sarpten, yazınızı ilgiyle okudum veriye dayalı karar alma fikrine katılmakla birlikte hangi veriyi kullanacağız kısmında bazı çekincelerim var. Örneğin, "19 Mayıs Türk Maarif Koleji’nin öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirdiği “Çevrimiçi Eğitim Değerlendirme Anketi” nin sonuçlarına baktığımda (492 katılarak görüş bildirmiş) katılımcılar demişler ki;

%73,6’sı günün en az 5 saatini ekran karşısında geçiriyor.
%84,4’ü uzaktan eğitimi etkili bir öğrenme modeli olarak görmüyor.
%93,5’i uzaktan eğitim sayesinden dersleri daha hızlı bir şekilde öğrendiğini düşünmüyor.
%88,6’sı uzaktan eğitim öğrenmeyi kolaylaştırmıyor.
%78,7’si uzaktan eğitime devam etmek istemiyor.
%87’si uzaktan eğitimi yüz yüze eğitimle eş değer olarak görmüyor.

Bu sonuçlara bakınca uzaktan eğitimi ağzımıza bile almamamız gerekir   Fakat Yükseköğretim Kurulu’nun üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirdiği "Çevrim içi eğitim süreciyle ilgili değerlendirme, iletişim ve paylaşım gibi konularda farkındalık” anketine (Kaynak: YÜKSEKÖĞRETİME İLİŞKİN “EN YÜKSEK KATILIMLI” ANKETİN SONUÇLARI AÇIKLANDI) 207 üniversiteden 1 milyon 255 bin öğrenci ile 27 bin 820 öğretim elemanı gönüllü olarak katılmıştı. Bu ankete göre;

- Öğrencilerin bahar dönemindeki eğitim tercihi
Öğrencilerin yüzde 27'si bahar dönemindeki eğitim sürecinin "yüz yüze" olmasını isterken, yüzde 47'si "çevrim içi" olmasını ve yüzde 26'sı ise karma bir şekilde yapılmasını tercih etti. Ankete katılan öğrencilerin yüzde 46'sı Kovid-19 dönemi sonrasında eğitim sürecinin sınıf içinde yüz yüze olmasını, yüzde 29'u tamamen çevrim içi olmasını ve yüzde 25'i ise karma olmasını istedi.

Öğrencilerin sadece %27'si önümüzdeki dönem için yüz yüze eğitim istemişler.   %47’si ise tercihlerini uzaktan eğitimden yana kullanmışlar. 

- Öğretim elemanlarının çevrim içi eğitime dair görüşlerine bakınca;

Öğretim elemanlarının yüzde 69'u derslere hazırlık çalışmalarına daha fazla zaman harcadığını belirtirken, yüzde 43'ü öğrencilerin hem derse katılımlarının hem de başarı durumlarının azaldığını ifade etti.

Öğretim elemanlarının yüzde 61'i çevrim içi eğitim sürecinin ders verme dışındaki akademik faaliyetlere etkisinde bir değişiklik olmadığını veya olumlu yönde etkilediğini ve yüzde 64'ü eğitimleri verimli yürütebilmek için ciddi bir güçlük yaşamadığını belirtti.

Öğretim elemanlarının yüzde 74'ü yeni teknolojik ve pedagojik beceriler edindiğini belirttiği ankette yüzde 61'i bahar döneminde eğitimlerin çevrim içi, yüzde 26'sı karma ve yüzde 13'ü yüz yüze olmasını istedi.

Öğretim elemanlarının yüzde 44'ü salgın dönemi sonrasında eğitimlerin yüz yüze, yüzde 56'sı ise derslerin çevrim içi veya çevrim içi destekli olmasını tercih etti

Bana YÖK anketi için üniversite seviyesi diyebilirsiniz fakat bu durumda sizin paylaştığınız TMK ise sadece bir okul yani bir sadece "Durum/Case " diye sorgulanabilir.  Dolaysısıyla, veri kullanımı sırasında da dikkatli olmakta fayda var. Yurt dışında yapılan çalışmalarda da TMK'yı destekleyen türde çalışmalar olsa da çoğunluk değil. Aslında, bu okulda niçin sonuçlar zamanın ruhuna aykırı çıkıyor diye bakılabilir. 

Buraya kadar veriye dayalı eğitim politikaları konusunda görüşlerimi bildirdikten sonra, sorunun asıl kaynağı nedir? Sorusunun cevabı için görüşlerimi şu şekilde paylaşıma devam ettim.
 
Son günlerde, sözüm meclisten dışarı bir kısım “Teknoloji düşmanı ya da yetersiz teknolojik bilgisi olanlar” vurun abalıya misali “ağızlarını açtıklarında” uzaktan eğitim şöyle kötü, böyle kötü diye yorum yapıyorlar. Öğrencilerin istemediği söylenen uzaktan eğitim uygulamaları sorgulandığında öğretmenlerin yüz yüze eğitimde sınıf ortamında kullandıkları sunum programı (PowerPoint) saydamları üzerinden kendileri söyleyip kendileri dinledikleri örneklere varıyoruz. Kişisel görüşüme göre, eğitim sisteminin en büyük sorunlarından birisi olan bu sunumlar yüz yüze öğretim ortamlarından aynen buraya taşınmış durumda. Bu sunum programları yardımıyla işlenen derslerdeki öğrenci ilgi ve motivasyonları ne ise durum burada da aynen devam etmektedir. Bir farkla, daha önce yüz yüze eğitim sırasında kapalı kapılar ardında kimsenin görmediği, denetlemediği/denetleyemediği muhteşem uygulamalar uzaktan eğitimin kullanımıyla birlikte yaşamımızın bir parçası oldular. Artık, eğitim/öğretim ortamlarında söz uçmuyor ders kayıtları sayesinde tekrar tekrar izlenebiliyor, canlı dersler sadece okulun kapalı sınıflarında gizli saklı kalmıyor neticede eğitim ve öğretim ortamları için artık “Kral Çıplak”. Bu noktada yapılması gereken vurun abalıya demek yerine bunun nedeni ne? diye düşünmek faydalı olabilir. Eğer COVID-19 felaketi yaşanmasıydı daha uzun yıllar bu sorunları görme şansımız olmayacaktı. Atalarımızın dediği gibi “bir musibet bin nasihatten iyidir”. 

Sonuç olarak, aynı çözüm kümesini kullanarak farklı çözümler beklemek akıllı insanların işi olmamalı. Kök sorun daha derinlerde uzaktan eğitim kötülenerek yüz yüze eğitimin sorunlarının üstü kapatılamaz. 

COVID-19'dan sonra artık endüstri devrimi eğitim yöntemleriyle var olmak mümkün olmayacak. Durumu anlamayanlara geçmiş olsun önümüzdeki dönemin "Digital Slaves" kategorisinde yerlerini ALACAKLAR. Bu işin şakası yok. Bir an önce ayağımızın altından çekilen halının farkına varıp gereğini yapmalıyız. Bütün eğitim/öğretim alanlarında TEKNOLOJİK FORMASYON’A (Kaynak:  Technological Formation Scale for Teachers (TFS): Development and Validation) sahip bireylerin yetiştirilmesi için el ele vermeliyiz.

Saygılarımla,





Cumartesi, Şubat 20, 2021

Akademik Atıflar? Google Scholar açık profil verileri Türk'ün Türk'e propagandası? 2021'de de değişen birşey yok, KKTC verileri


Merhaba:

Son bir kaç gündür facebookta paylaşılan ve Google Scholar açık profil verileri kullanılarak hazırlanan "Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen" isimli çalışmayı okumak istiyorsanız bu bağlantıya TIKLAYINIZ!

Aşağıdaki tabloyu KKTC'de yer alan ve bu listeye girenlerin bir kısmını göstermektedir. H-Indeks değerleri ve Atıf sayılarına göre sıralama yapınca farklı sonuçlar çıkması normal görünüyor sunulan verilerden. 

WEBOMETRICS-Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen (2021)

KKTC'de yer alan üniversitelerde görev yapan 116 öğretim elemanı bu listede yer alırken bunların kurumlara göre dağılımına bakacak olursak; 

                Kurum                                         Araştırmacı
Eastern Mediterranean University 40
Near East University                 40
Cyprus International University 13
Lefke Avrupa Üniversitesi           9
Girne Üniversitesi                           7
Final International University           3
Girne American University           3
Kıbrıs İlim Üniversitesi                   1
                           Toplam:      116

Grafik olarakta aşağıdaki gibi görünüyor.



12 Şubat 2016 tarihinde yazıp paylaştığım yazıdaki soru/sorun halen bu verilerde de devam etmektedir. Google Scholar açık profilleri listesinde yer alan bu araştırmacıların WEB of Science'taki performanslarına baktığımızda çok farklı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Bu konudaki sorularıma benzer serzenişler bu listenin en üstlerinde yer alan akademisyenlerden de geliyor. Örneğin, sayın Dr. Emrah Tiras kendi kişisel twitter hesabında şunları paylaşmış;

Dr. Emrah Tiras'ın görüşleri


Sonuç olarak, ben hala "Akademik Atıflar? Google Scholar açık profil verileri Türk'ün Türk'e propagandası?" olduğunu düşünüyorum ve aynı soruyla bu yazıyı bitirmek istiyorum. 

Evet, ne yapacağız bu indekslerin hangisine inanacağız?

Saygılarımla







Cuma, Şubat 05, 2021

From Digital Natives and Digital Immigrants to Digital Slaves

For those who want to read the concepts of Digital Natives, Digital Immigrants introduced into the literature by Marc Prensky about 20 years ago, I am sharing the address of the article below;

 

When I first read this article, I reviewed my own situation and thought about which definition I fit into and finally decided that I was in the "Digital Citizen with Green Card" group. As a reason, I did not exactly fit the definition of Digital Citizens, on the other hand, I was not exactly in the Digital Immigrant group. At that time, the idea was widespread that it would be sufficient to have the devices that would provide this opportunity to become a Digital Citizen and participate in digital media. In fact, most of the researchers were trying to produce projects for this purpose, for example, MIT's projects to give a $ 100 laptop to each child were one of the most prominent, what happened to these and similar projects? Years have passed by showing that such projects, which are made for device ownership, do not yield the desired results, but have we learned? :-)

The only result of these attempts has been to increase the profitability of those who produce these devices. During the COVID-19 epidemic we encountered in March last year, there was a period in which those who had prepared their teachers and students and those who were not ready were separated because we could not understand the situation before and could not act accordingly. Interestingly, we are still in this period and it seems like it will take a long time again to come across a plan, schedule and effort about when it will end and how it will end. It seems that nothing will be the same in our lives. Especially education and training will be affected by this, it is now a necessity to adapt ourselves to a new system where traditional education / training environments are "Blended" with online environments. While those who fit into this environment are Digital Citizens, Digital Slaves are added to the Digital Immigrants group after COVID-19. 

The ability to own and use digital tools and equipment alone does not make societies the producers of these environments anymore. The main problem is that societies with individuals who have the knowledge, skills and attitudes to use these tools for production will make them "digital owners" and others "digital slaves" of this age.:-) 

Access to information is no longer a problem, so it's been a long time since I first said "Knowing is not enough, it is necessary to be able to do this, I apologize to those who know, we hired Google", In other words, we haven't made much progress. 

If we want to be the master of new ages or if we do not want to be the passengers of escaped trains, we must immediately realize the changes and transformations that can raise individuals who can not only know but can. For example, instead of methods that emphasize more applications than theory and show the problem at the end of the chapter, we should switch to new education programs in which theory is learned over problems related to life. We should aim to gain "Computational Thinking" skills for all our students by living in these environments. In Teacher Training, we should definitely gain "TECHNOLOGICAL FORMATION" in addition to the field knowledge and “PEDAGOGICAL FORMATION”.  

While doing these, we should never forget that "Transformation in education takes time", so if we can do these without patiently giving up, we can be among the "Digital Masters" of the coming years :-).

Let's not forget, let me conclude by saying that Knowledge is power and Knowledge multiplies by sharing.

Prof. Dr. M. Yaşar Özden

Perşembe, Şubat 04, 2021

Digital Natives, Digital Immigrants'tan Digital Slaves'e / Digital Vatandaş, Digital Göçmen'den Digital Kölelere

Merhaba;

Marc Prensky tarafından alanyazına sunulan Digital Natives, Digital Immigrants kavramlarının üzerinden nereyese 20 yıl geçmiş okumak isteyenler için aşağıda makalenin adresini paylaşıyorum. 



Digital Natives, Digital Immigrants By Marc Prensky

Bu makaleyi ilk okuduğumda kendi durumumu gözden geçirip hangi tanıma uyduğumu düşünüp sonunda "Yeşil Kartı olan Digital Vatandaş" grubunda olduğuma karar vermiştim. Nedeni olarak, tam olarak Digital Vatandaşların olduğu tanıma uymuyordum öte yandan ise tam olarak Digital Göçmen gurubunda da değildim. O dönemlerde Digital Vatandaş olmak için digital ortamlara katılmak için gereken şeyin bu olanağı sağlayacak cihazlara sahip olmakla gerçekleşebileceği fikri yaygındı. Hatta bu amaçla projeler oluşturulma peşindeydi araştırmacıların çoğu, örneğin MIT'nin  her çocuğa 100 dolarlık dizüstü bilgisayar verme projeleri bunların en çok ses getirenlerinden birisi olmuştu, sahi ne oldu o ve benzeri projelere. Yıllar, sadece cihaz sahiplenme yönünde yapılan bu tür projlerin istenen sonuçları vermediğini göstermekle geçti ama biz ders aldık mı? :-)

Bu girişimlerin tek bir sonucu oldu bu cihazları üretenlerin karlılıklarını artırmak. Durumu doğru anlaymadığımız ve ona göre önlemler alamadığımız için geçen mart ayında yüzleştiğimiz COVID-19 pandemisi geçen yılları doğru değerlendirip Öğretmen Eğitimini ve Öğrencisini hazırlayanlarla buna hazır olmayanların kesin bir şekilde ayrıştığı bir dönemi yaşamamıza neden oldu. İşin ilginci hala bu dönemin içindeyiz ve ne zaman biteceği ve nasıl biteceği konusunda bir plan, program ve çabaya rastlamak için gene uzun zaman alacak gibi. Görünen bir gerçek var ki hayatımızda hiç birşey eskisi gibi olmayacak. Özellikle eğitim ve öğretim bundan çok etkilenecek, artık kendimizi geleneksel eğitim/öğretim ortamlarının çevrimiçi ortamlarla "Harmanlandığı" yeni bir sisteme uyumlu hale getirmek bir zorunluluk. Bu ortama uyanlar Digital Vatandaşlar olurken, uymaya çalışan Digital Göçmenler gurubunun yanına COVID-19'dan sonra birde Digital Köleler eklendi. 

Digital araç ve gereçlere sahip olup onları sadece kullanabilme yetisi artık toplumları bu ortamların üreticisi yapmıyor, asıl ve kök sorun bu araçları üretim amaçlı olarak kullanabilme bilgi, beceri ve tutumlarıyla yetiştirilmiş bireyleri olan toplumları bu çağın Digital Efendileri yaparken diğerlerini Digital Köleler olarak yaşamaya mahkum edecektir demek çok iddialı bir söylem olmayacaktır :-) 

Artık, bilgiye (enformasyon aslında) erişim sorun olmaktan çıktı, dolayısıyla "Bilmek yetmez, yapabilmek gerekir, bilenler kusura bakmasın Google'ı işe aldık" cümlesini ilk kurduğumdan bu yana çok zaman geçti fakat bir arpa boyu yol alamadık. 

Yeni çağların efendisi, kaçan trenlerin yolcusu olmak istemiyorsak, bilen değil, yapabilen bireyleri yetiştirebilecek değişim ve dönüşümleri bir an önce hiç beklemeden hayata geçirmeliyiz. Örneğin, teoriden fazla uygulamayı öne alan, problemi okunan bölümün sonunda gösteren yöntemlerden, hayatla ilgili problemlerin üzerinden teorinin öğrenildiği yeni öğretim programlarına geçmeliyiz. Bütün öğrencilerimize "Bilgisayarca Düşünme" becerilerini bu ortamlarda yaparak yaşarak kazandırmaya yönelmeliyiz. Öğretmen Eğitimlerinde alan bilgisi, Pedagojik Formasyon yanında mutlaka "TEKNOLOJİK FORMASYON" kazandırmalıyız.  

Bunları yaparken hiç aklımızdan çıkarmamalıyız ki "Eğitimde dönüşüm zaman ister", dolayısıyla, sabırla vazgeçmeden bunları yapabilirsek önümüzdeki yılların "Digital Efendileri" :-) arasında yer alabiliriz. Unutmayalım, Bilgi güçtür (knowledge is power) ve Bilgi paylaştıkça çoğalır diyerek bitireyim.

Prof. Dr. M. Yaşar Özden






Salı, Aralık 15, 2020

MS-Teams NewMeetingBackgrounds

Merhaba:
Microsoft-Teams toplantı sırasında kullanmak üzere yeni arka alan resimleri paylaştı. Umarım hoşunuza gider.

Salı, Mayıs 26, 2020

YÖK üniversitelerde dijital ortamda gerçekleştirilebilecek sınavların temel ilkelerini belirledi

YÖK üniversitelerde dijital ortamda gerçekleştirilebilecek sınavların temel ilkelerini belirledi.
(https://www.aa.com.tr/tr/egitim/yok-universitelerde-dijital-ortamda-gerceklestirilebilecek-sinavlarin-temel-ilkelerini-belirledi/1853625)

Bu haberi görünce hemen gidip okumaya başladım, haberde 

"Koronavirüs salgını nedeniyle, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde dönem sonu sınavları ile bu eğitim ve öğretim yılına ait diğer sınavların yüz yüze gerçekleştirilmeyeceği, dijital imkanlar veya ödev, proje gibi alternatif yöntemler uygulanarak yapılmasına ilişkin YÖK kararı, 11 Mayıs'ta üniversitelere bildirilmişti.

Bu kapsamda, uzaktan öğretimdeki değerlendirme süreçlerinde; dijital ortamlardaki gözetimli ya da gözetimsiz açık uçlu ya da çoktan seçmeli çevrimiçi sınavlar, ödevler, çevrimiçi kısa sınavlar, projeler, Öğrenme Yönetim Sistemi (ÖYS) etkinlikleri, ÖYS kullanım analitikleri ve benzeri uygulamalar kullanılabilecek.
AA muhabirinin YÖK yetkililerinden aldığı bilgiye göre, bu kararın ardından YÖK bünyesinde çeşitli üniversitelerden uzaktan öğretim alanında uzman öğretim üyeleri tarafından oluşturulan komisyon, dijital ortamda yapılacak ölçme ve değerlendirmeye ilişkin ilkelerin çerçevesini belirledi.

Kararlar salgın dönemiyle sınırlı olacak

Komisyonca belirlenen genel ilkeler, YÖK Yürütme Kurulu tarafından son hali verilerek üniversitelere yazı ile duyuruldu.
Yazıda, YÖK üniversitelerden, dijital ortamda yapılacak ölçme ve değerlendirme süreçlerinde küresel salgın dönemiyle sınırlı olmak kaydıyla uygulanması gereken genel ilkeleri göz önünde bulundurulmasını istedi.
Buna göre, küresel salgın döneminde dönem sonu başarı puanlarının hesaplanmasında çevrimiçi sınav puanlarının yanı sıra mümkün olduğunca ödev, proje, tartışma ile ÖYS aktivitelerine katılım gibi değerlendirmelerin de teşvik edilmesi sağlanacak.
Dijital ortamlarda yapılacak sınavlarda "şeffaf ve denetlenebilirlik" esas alınarak, ÖYS'nin veya dijital ortamların izin verdiği sınav güvenlik tedbirleri uygulanacak.
Bu tedbirler arasında soruların rastgele seçilmesi, tam ekran ve tarayıcı kilidinin işlevselleştirilmesi bulunuyor.
Üniversitelerde çevrimiçi sınav uygulamaları konusunda öğretim elemanları ve öğrenciler için bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri yapılacak." denilmekteydi. Haberin giriş kısmında vurgu yapılan ÖYS (Öğrenme Yönetim Sistemleri) kulanımının önerilmesi tarifi yapılan birçok özelliğin kullanılmasına olanak sağlayabilecekti. Örneğin, "soruların rastgele seçilmesi, tam ekran ve tarayıcı kilidinin işlevselleştirilmesi" bu özellikler şimdilik ancak ÖYS kullanımıyla olanaklı görünüyor. 
Haber bana daha önce paylaştığım bir yazımı hatırlattı "Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sanal Öğrenme Ortamı" aşağıda sisteme giriş ve giriş sonrası gelen iki ekran çıktısını paylaşıyorum.
 

Sisteme giriş yapıldıktan sonra YÖK'ün son duyrusunda tanımı yapılan "..soruların rastgele seçilmesi, tam ekran, hersayfada bir soru, soru cevaplandıktan sonra geri dönememe, sonuçları bir kez gönderme, bütün sınav tamamlandıktan sonra sonuçların açıklanması ve tarayıcı kilidinin işlevselleştirilmesi .. " gibi özellikleri taşıyan ve geçen hafta gerçekleştirdiğimiz bir örnek sınavın ekran çıktılarıda aşağıda;
 

ÖYS olarak kullandığımız sistem aynı zamanda Microsoft-Teams uygulaması ile tek kullanıcı / tek şifre (Single Sign On, SSO) olarak çalıştığı için (EMU-VLE) MS-Teams uygulaması içinden ÖYS sistemine ulaşabilmek ya da ÖYS sistemi içinden ÖYS sistemi içinden MS-Teams toplantıları ayralayıp öğrencilerle paylaşmak mümkün olabilmektedir. Aşağıda bunlara örnek iki ekran görüntüsü paylaşıyorum;

Sonuç olarak, YÖK'ün belirlediği "üniversitelerde dijital ortamda gerçekleştirilebilecek sınavların temel ilkeleri konusundaki" kriterlere Doğu Akdeniz Üniversitesi, Uzaktan Eğitim Enstitüsünde kurguladığımız Sanal Öğrenme ortamı tamamıyla uyumlu olarak çalışabilmektedir. :-) 

Ne de olsa, aklın yolu bir diye söylemiş atalarımız.

M. Yaşar Özden









Salı, Mayıs 05, 2020

İletişim-Yardımlaşma Araçlarıyla Sınav Yapmak?

Merhaba:

Korona günlerinde aceleyle başladığımız Uzaktan Eğitim etkinliklerine hazırlıklı olmadığımız için bu "Yandım Allah" sezonuna en kısa yoldan bulduğumuz araçlarla uyum sağlamaya çalıştık. Başlangıç içinde başarılı olduğumuz söylenebilir. Fakat, zaman ilerleyip her eğitim/öğretim etkinliğinde olduğu iş ölçme ve değerlendirmeye gelince aceleyle bulduğumuz iletişim-yardımlaşma amacıyla tasarlanmış araçları bu amaç kullanmaya niyetlendiğimizde karşımıza bu araçların bu amaçlar için tasarlanmadığı gerçeği çıkmaya başladı. 

Aslında, bu alanda çalışanların yakından bildiği gibi bu tür Öğretim yönetim Sistemleri (ÖYS, Learning management System, LMS)  yıllardan bu yana bu tür amaçlar için başarıyla kullanılmaktaydı.  Bu kötü günlerde, öğrencilerimizle iletişim kullanmak amacıyla kulladığımız Zoom, WEBX, Big Blue Button, ve MS-Teams'in oluşturulma amaçları arasında ÖYS/LMS olarak kullanılacağı varsayımı bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, bir ÖYS'nin yapacağı şeyleri bu araçlardan beklemek sadece hayal kurmakla eşdeğer. Doğrusu, bu iki aracı iletişim/yardımlaşma aracı ile öğrenme yönetim sistemini tek kullanıcı, tek parola ile kullanabilecek Sanal Öğrenme Ortamlarını işe koşmak olabilir.

Biz üniversite olarak, elimizin altında hazır olan (office365 üyeliğimizin bulunması nedeniyle) Microsoft Teams uyguamasını, video işlerinde (canlı toplantılar, istek üzerine video sunumu), dosya paylaşımında, ödev verilmesinde (200 kişiye kadar) hemen kullanmaya başladık. MS-Teams sayılan bu özelliklerin kullanılmasında çok başarılı olmasına rağmen hazırlanacak olan sınavlarda oluşturulabilecek soru tipi, Turnitin desteği, PDF annotation, ve en önemlisi kişi sayısındaki kısıt uygulama kullanıldıkça karşılaştığımız sorulardan bir kaçı.

Son günlerde aldığım en önemli sorulardan bir tanesi, öğrencilerin karşısına tek soru çıkarmak ve cevaplandıktan sonra geri dönmesini engellemek. Bu aslında çoğu LMS (Öğrenme Yönetim Sistemi) tarafından yapılabilmektedir. Örneğin, Moodle için Sınav parametrelerine bakacak olursanız bunun ötesinde ayarlamalar yapabileceğinizi görebileceksiniz. Fakat MS-Teams bir LMS (ÖYS) olmadığı ve o şekilde tasarlanmadığı için bu tür özellikleri bu uygulamadan beklemek doğru olmayacaktır. Belki, zaman içinde Microsoft bu durumu görüp güncellemeler yapabilir fakat o zamana kadar beklemek zorunda mıyız? Hayır :-)

DAÜ, Uzaktan Eğitim Enstitüsü olarak uzun bir zamandır Office365 sistemiyle Single Sign On (SSO) çalışan bir Öğrenme Yönetim Sistemimiz var (DAÜ - Uzaktan Eğitim Enstitüsü, Sanal Öğrenme Ortamı). 

Office365 (MS-Teams) sistemine login olabilen herkes bu sistemin doğal kullanıcısı oluyor. Yani aynı kullanıcı bilgileriyle hem MS-Teams, hemde Öğrenme Yönetim Sistemini (ÖYS) kullanmak mümkün olabiliyor. Bu yıla kadar (bu yılda dahil) ÖYS (Moodle) + Skype Kurumsal (21 haziran ayında  Microsoft emekliye ayıracak ve yerine Teams geçecek) üzerinden üniversite çapında ITEC koduyla verilen "Bilgisayara Giriş" dersleri bu yapı üzerinden 2017 yılından bu yana gerçekleştirilmektedir. 

Sonuç olarak, amaca uygun aracı seçmek en doğru strateji olacaktır, eğer öyle yapmazsak yandaki binadaki bakkala gitmek için trene binmeyi düşünmekten ileriye gidemeyeceğiz. harcadığımız zamana, emeğe, yazık etmektense kendimiz tecrübe oluşturacağımıza, konuda bilgisi olanların tecrübesinden faydalanmak daha iyi olacaktır.

Saygılarımla 

Not: Sınav ayaraları için Türkçe bir kaynak(Moodle)​​​​​​​




Çarşamba, Şubat 05, 2020

botelerhakkindayazdiklarim

Bilgisayar Eğitimi: Bir Batkım Dilimde Tüy Bitmiş

YEĞİTEK BÖTE BÖLÜM BAŞKANLARI TOPLANTISI ve KODLAMA Dersi


Bilgisayar Öğretmeni mi? Bilişim Öğretmeni mi?


Bilişim Teknolojileri Rehber Öğretmenliği Kursu Programı? Çalışır mı? Amacına Ulaşır mı?


Computer Science for All: Fundamentals for Our Future (Herkes İçin Bilgisayar Bilimi)

 

Bilgisayar Eğitimi VE Öğretim Teknolojileri

 

Amerika'daki Okulların dörtte birinde Bilgisayar Bilimi Dersi verilmesini Dert Etmiş Amerikalılar :-)

 

Digital Divide, Second phase (Sayısal Yarılma, ikinci Aşama)

Bütün Seviyelerde Bilgisayar Eğitimi, A.B.D'de konuşuyorlar bizde değil!

 

Computational Thinking = Bilgisayarca Düşünme becerileri?

 

Computer Education

 

Bizim Çocuklar Zaten Biliyor mu?

 

Bilgisayar Eğitimi Neden Olmalıdır (2)?

 

Bilgisayar Eğitimi! Neden Olmalıdır?

 

Bilgisayar Eğitimi

 

Bilgisayar Öğretmeni?

 

The National Curriculum in England

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Ne Yapar?

 

BÖTE'leri ilgilendiren çok önemli gelişmeler peşpeşe geliyor

 

Neden Bilgisayar Öğretmeni Olur?

 

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümlerinin Başlangıcı?


Pazartesi, Kasım 11, 2019

Doçentlik Anahtar Kelimeleri Üzerine Aklımda Kalanlar

Merhaba:

2015 Ekim Dönemi Doçentlik Yayın Aşaması Başvurularına ait “ANAHTAR KELİMELER VE KODLARI TABLOSU”nun 2019 yılı Ekim ayı için yenilenmiş tablosu beni bu yazıyı yazmaya zorlayınca ortaya bana göre ilginç şeyler çıktı. Merak edenler için adres:


Tabloya “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” bilim alanı için baktığımda;

BİLİM ALANLARI VE ANAHTAR KELİMELER
( 2019 Ekim Dönemi Başvurularına ait Bilim Alanları ve Anahtar Kelimeler)

Kod
Temel Alan
Bilim Alanı
Anahtar Kelime
11301
Eğitim Bilimleri
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Açık ve Uzaktan Öğrenme
11302
Eğitim Bilimleri
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Bilişim Teknolojileri Eğitimi
11303
Eğitim Bilimleri
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Eğitim Teknolojileri
11304
Eğitim Bilimleri
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Materyal Geliştirme
11305
Eğitim Bilimleri
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Öğretim Tasarımı
11306
Eğitim Bilimleri
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi
Uzaktan Eğitim Tasarımı ve Yönetimi

Bu bilim alanı için belirlenen “Anahtar Kelimeler” içinde bir tane bile “Bilgisayar” kelimesini görmeyince bir araştırayım bakalım ne çıkacak diye yola koyuldum.
Dokümanda anahtar kelime olarak “Bilgisayar” araştırıldığında 51 sonuç bulunuyor, bunların 6 tanesi  “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” bilim alanından gelirken 32 tanesi “Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği” bilim alanından geliyor.

    

Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği” bilim alanında içinde bilgisayar sözcüğü geçen 6 tane anahtar kelime bulunurken (“Bilgisayar Sistem Yapısı ve Donanımı, Bilgisayar Sistem Yazılımı, Bilgisayar ve İletişim Ağları, Bilgisayar Yazılımı, İnsan-Bilgisayar Etkileşimi, Kuantum Bilgisayarları”) her nedense “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” bilim alanındaki anahtar kelimeler arasında sihirli kelime “Bilgisayar” yer almıyor. Buna karşın “Bilişim Teknolojileri Eğitimi” anahtar kelimesi “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” bilim alanında yer alırken ilgili tabloda “Bilişim Teknolojileri” araştırıldığında sadece bir sonuç bulanabiliyor, kısacası bilim alanı ya da anahtar kelime olarak sayıyla “1” sonuçla karşılaşılıyor.


Bilgisayar alanıyla ilgili anahtar kelimelere şöyle bir bakınca aşağıdaki tabloda yer alan bazı anahtar kelimelerin 21. yüzyılda yeni nesillerden beklenen becerilerin edinilmesi ve üretici ülkeler arasında yer alabilmemiz çok yol gösterici olduğunu düşünüyorum.
    
Programlama Dilleri
Robotik
Sanal Gerçeklik
Veri Tabanları
Yapay Öğrenme
Yapay Zeka
Bilgisayar Sistem Yazılımı
Bilgisayar ve İletişim Ağları
Bilgisayar Yazılımı
Bulut Bilişim
Canlandırma/Animasyon
İnsan‐Bilgisayar Etkileşimi

Tam bu noktada,  “Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” bölümlerinde tam zamanlı  görev yapacak öğretim üyesi arkadaşların belirli bir oranının yukarıda anahtar kelimeleri sıralanan kavramların öğrenilmesine yardımcı olabilecek bilgi, beceri ve tutumlara sahip olması yeni nesil öğretmenlerimizin yetiştirilmesinde kilit role sahip olacaktır.

“Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi” bölümlerinin anahtar kelimeleri “Açık ve Uzaktan Öğrenme, Bilişim Teknolojileri Eğitimi, Eğitim Teknolojileri, Materyal Geliştirme, Öğretim Tasarımı, Uzaktan Eğitim Tasarımı ve Yönetimi”ne sınırlandırılacak olursa bu öğretim üyesi gurubun yetiştireceği öğretmenler ancak yeni çağı “uzaktan” fakat açık bir şekilde takip etmekten öteye geçemeyecektir. 

Bu anahtar kelimelerle sınırlandırılmış bilim alanından mezun olacak öğretmenlerin çağın öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını anlayabilmek için okuma-yazma bilmenin yeterli olacağını düşünüyorum ve bu kelimeleri belirleyen arkadaşların ufukları önünde ne yapacağımı bilemiyorum.

Yeni nesil eğer Öğretmenlerin eseri olacaksa, onları bu bilgi, beceri ve tutumlara sahip Öğretmenler olarak yetiştirmekte birilerinin görevi olmalı diye düşünüyor aklımda kalan bir süslü sözle bitirmek istiyorum;

“İlgililer bilgisiz, bilgililer yetkisiz”

Saygılarımla,

11/11/2019